Herkese merhaba
Bugün; adını derlediği, çevirdiği, editörlük yaptığı kitaplarda çok kez gördüğüm Aslı Perker’in kendi kitabı Flamingolar Pembedir ile geldim.
Sizin hiç kitap okurken göğsünüz sıkıştı mı? Bu kitabı okurken benim sıkıştı, kitabı kapattım hatta camı açtım nefes alabilmek için.
Neden mi?
Kökeni İzmir olan, 6 yaşında bir kız çocuğu düşünün. Anne ve babasının görevleri dolayısıyla Erzurum’da yaşıyorlar.
Anne babası ve onların iş arkadaşlarıyla gittikleri bir gezmeden, farklı arabalarla eve dönüyorlar.
Anne ve babasının olduğu araba kaza yapıyor, her ikisi de rahmetli oluyor.
Kitap, küçük kızın, onu almaya gelen dayısı Fatih ve eniştesi Şemsi ile bindiği Kars-İzmir otobüsünde başlıyor.
Bu öyle bir yolculuk ki annesi ve babasının cenazesi de otobüsün çatısında onlara eşlik ediyor.
Hayatta olan anneanne, yaşadığı evlat acısıyla ancak ilaçlarla ayakta durmasına rağmen bütün gün uyuduğu; halalarının hepsinin de kendi çoluk çocuğu olduğundan, kızımız bekar dayının bakımıyla büyümeye başlıyor.
Elinden her iş gelen Fatih dayıyla; her türlü onarım işlerini yapmayı, balık tutmayı, yemek pişirmeyi çok küçük yaşlarda öğrenen Bahriyeli lakaplı kızımız; annesinin adını taşıyan tekneyle dertleşiyor, katamaran hayali kuruyor, balıkçılarla dost oluyor ama bir yanı hep eksik. İlk mutluluk hissine, ergenlik yıllarında varıyor.
Okurken bir yandan göğsüm sıkıştı, burnumun direği sızladı, gözyaşlarım aktı; bir yandan da anne babası olmasına rağmen, Fatih’in gösterdiği sevginin gramını görmeyen, huzurlu aile ortamında büyüyemeyen çocuklar için üzüldüm.
Dünya, hassas kalpler için cehennem vesselam.
Kitaba gelince, tek kelimeyle şahaneydi; keşke devamı olsa.
Keyifli okumalar