Türkçülük ülküsü bizden amansız bir görev ahlâkı is-tiyor. Subay hiç yorulmadan altı saatlik talimini yaptırır-sa, öğretmen bıkmadan öğreticilik işini yaparsa, memur sinirlenmeden halka kolaylık göstermeye devam ederse, doktor her şeyden önce yurttaşlarının sağlığı ile ilgili olur-sa, öğrenci her şeyden önce dersini bellemeye çalışırsa ve bütün görevlerle rütbeler arasında ne caka, ne gösteriş, ne dalkavukluk, ne de ilgisizlik olmadan bir ähenk kurulursa, aşağıdakiler yukarının buyruğunu ukalalık saymaz, yukar-dakiler de aşağının doğru ihtarlarına kızmazlarsa, bütün karşılıklı işlerde, görüşme ve konuşmalarda ne ikiyüzlülü-ğe kaçan nezâket, ne de kabalığa kaçan sertlik bulunmaz-sa, görevin bizden istediği şey yapılmış olur.
Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.
Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır, Türklük güçlenir.
Türkçülerin ilk işi, görevlerini arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.