Eğreti elbisesi, berelenmiş elleri ve güneşte yanmış yüzü duruyordu; ama bütün bunlar bir hapishanenin parmaklıkları gibiydi ve kız, bunların arasından, bir büyük ruhun varlığını gördü; o zayıf dudakların konuşma yetersizliği yüzünden ifade edilemeden, sessiz duran, fakat geleceği gözleyen bir ruh.
Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin...
Cemal Süreya
o zaman ben atlıydım işte
saçlarımda geceler morarırdı
yorgun olamazdım çok uzaklardaydı yurdum çünkü
boyuna tüfenkler doldurmuştum sularım girilmezdi çığlıklardan
canavarlar besliyordum ulu bir askerdim sanki
İsmet Özel
...Bir çocuğun ağrıyan gülüşü vardı mermilerden önce
Onu gizlice öperdim.
Onu sürüngen yumurtaları ve mezarlarla
birbirine açılan karanlık mağaralarla öperdim.
Öyle sessiz, öyle gelişmeyen bir yangına
bir insan kıvranışını bırakırmış gibi
bir acı saplanırmış gibi sol böğrüme
ellerime Mori'yi eklerdim.
Ağzım ağızla doluydu mermilerden önce...
İsmet Özel