Size İsmail Bilgin'in eserlerinden biri olan "Zenci Musa" romanıyla geldim. Kuşçubaşı Eşref'ten sonra yine müthiş bir eser. Son nefese kadar sadakat, Devlet-i Aliye Osmaniye için bir ömür savaş, Eşref Bey'i ile yaptığı mücadeleler ve geriye paha biçilemez emanetlerinin konu alındığı bir kitap. Yeri geldiğinde Musa ile Cephedesiniz yeri geldiğinde onunla dertlenir yeri geldiğinde onunla beraber duyulanacaksınız. Tavsiye ederim herkese.. Yazar İsmail Bilgin'in kalemine sağlık.
"Bana doğruyu söyle Musa. Sen bize emanetsin Eşref Bey'in yadigarısın."
"Kalacak yerim var. Şükürler olsun."
"Ben sana bir yer bulurum."
"Teşekkür ederim."
"Etme, bu şekilde beni sıkıntıya sokuyorsun. Mahcup oluyorum."
"İlahi paşam, niye sıkılır ve mahcup olursun ki? Siz beni düşünmeyin."
"Ben seni düşünürüm! Bak aklıma ne geldi, vatan için yaptıklarına mahsuben sana emekli maaşı bağlatayım..."
"Paşam biz hizmeti para alalım diye yapmadık ki... Ayrıca hamalların bile karın tokluğuna yük taşıdığı bu fakir milletten ben para alamam. Almam. Gücüm kuvvetim yerinde çalışırım. Bir karın doyurmak değil mi benim işim. Nerede olsam doyururum. Siz o maaşı evine senelerce sonra gelenlere, bebesini dahi tanıyamayanlara, kocası şehit oldu diye bir başına hayat mücadelesi verenlere, bu vatan için elini, kolunu, gözünü kaybedenlere verin. Onların daha çok ihtiyacı var paşam... Beni düşünmeyin. "
" Ah Musa... Gönlü enginler gibi zengin ve cömert olan Musa... Bu sözlerin birer ok gibi bağrıma saplandı. Binbir yara açtı. "
Yoruldum artık yorgunluk hakim ruhumda
Yüzüm asık hayatımın geri kalanında
Ben de savruluyorum mutsuzluğun rüzgarında
Terk ettim çoktan, bir şey olmamış gibi
Kahkaha atan yüzleri
Terk ettim dertlileri dert edinmeyen gönülleri
Yine de bir gün beni arayacak olursan usta
Yokluk içinde umudunu kaybetmemiş gözlere
Sesi duyulmayanların çığlıklarına
Sessizliğe bürünmüş vakur yüreklere
Yalnızlığına sarılmış zihinlere
Ve birçok yerinden çatlamış aynalara bak usta.