Kitap gerçeklik algısı üzerine oluşturulmuş bir yapıttır. Yazar karakter üzerinden sık sık bunu okuyucuya bildiriyor. Gerçekliği okuyucuya en vurucu şekilde acı ile bildiriyor. ( Bunu Cehov'un hikâyelerinde de görmekteyiz.)
Ivan İliç istedigi hayatı elde edebilmek için mevki olarak yukselebilmek için kosturmus ve bunu elde etmiştir. Lakin yakalandığı hastalık bu hayatı elinden almıştır. Burada yazar karakateri gerçeklik ile karşılaştırıyor. Sürdürdüğün hayat sürdürmen gereken hayat mı diyor. Bu noktada ise acı ile karşılaşıyor. Çünkü gerçeklik acı verir. Bir başka acıyı duyumsadığı yer ise etrafinda dolaşan sahte yüzler. İnsanların gözünde yükselirken aynı anda hayatında ondan eksilmesi. Tepeye tırmandıgını zannederken aynı anda bayır aşağı koşmak...
Müthiş bir gerçeklik ve acı metaforudur bu. Karakter yaşam ve ölüm arasında acıyı gerçeklikle duyumsuyor ve hayatı yaşam ölüm tezatligi içerisinde felsefik olarak ele alıyor.