Nurcan Süer

Nurcan Süer
@SNrcn
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Lisans
İstanbul
27 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
3/10
·160 syf.··
2026 15. kitabı
Büyük bir sevinçle alıp zar zor bitirdiğim nadir kitaplardan. Neresinden yorumlamaya başlayacağımı bilemiyorum. Öncelikle Hallac-ı Mansur üzerine çokça kitap okudum. Mansur' u tanımayan birisi bu şahıs ne anlatıyor kimden bahsediyor diyebilir. Roman sanki yazilmak için yazılmış. Anlamsız ve boş yere sarf edilmiş cümleler içerisinde boğuluyorsunuz... Burada ne demek istedi diye düşünmeye gerek duymadan. Ankara' da çöp toplayan kimseler üzerinden Mansur ile bağlantılı kısa hikayelerden oluşuyor genelde. Fikir guzel ne yazık ki gidişat kötü olmuş. Malesef romanı beğenmedim. Şimdi belli sayfalarda parça parça elestirilerim olacak. Yazar sürekli Tanrı ibaresini kullanıyor. Beni aşırı rahatsız etti. Yani tasavvufi bir romanda NFK'ninda dediği gibi Allah tanrının belasını versin... Diğer bir husussa Hallaç üzerinden kendi dusuncelerini dile getirmesi. O kadar rahatsız edici ki. Yaratan ve Mansur arasındaki konuşmayı kendi yapmış gibi vahdeti vücudu ilginç şekilde tamamlayan cümleler ... Sayfa 121 ve 122 de Hristiyan bir rahibin Mansur ile bağlantısı. Burada da tasavvufta dinler arası diyaloğa giriyoruz galiba!! Sayfa 151,Pir Sultan Abdal in başına gelmiş gibi anlatılan müftü olayı Seyyid Nesimi olayıdır. Ayrıca sayfa 75 te çöpten vibratör, kadın fantezi çamaşırları vb.seylerin çıktığını anlatıyor. Tasavvufi bir romanda bir insan neden bunlardan bahsetme gereği duyar. Romanın hiç mi iyi yanı yok derseniz. Çöp felsefesi üzerine sayfa 74 te; Bir insanı, aileyi, semti merak ediyorsanız çöplerine bakmalısınız. Ayrıca her semtin çöpü kendine hastır. *Allah'ın baha değil bahane Allah'ı olduğunu biliyordu! Ben bir anlam vermedim buyurun sizler verin ...
Hallâc-ı MansûrSadık Yalsızuçanlar · Profil Kitap · 202511 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.··
2026 14. kitabı
: Kitabın içeriğinde artı olarak verebileceğim tek bir nokta var. O da İtalyanların belirli gün ritüellerinin bizlere ne kadar çok benzediği. Cenaze zamanı ve lohusalıkta komşular tarafından ikram edilmek üzere getirilen aş. Ayrıca ay başı (adet görme) zamanı kadınlar tarafından pişirilen yemeğin tadının kötü olacağı, çöpe atılacak derecede olması vb inançlar bizlerde de var. Şayet bu tarz yakın benzerlikler coğrafi olarak yakınlıktan da kaynaklandığını düşünmekteyim. Ayrıca kitabın dili o kadar basit ki okurken bir çırpıda bitiriyorsunuz. Karakterlerin duyguları tam olarak yansıtılamadığı için yavan kalmış diyebilirim. Genel anlamda popüler olan bu kitabı begenmedigimi dile getirmek istiyorum. Ne yazık ki kitap konu itibariyle güzel fakat sığ anlatım ve basit üslup sebebi ile ne yazık ki kötü...
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,299 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 12. kitabı
2. Dünya savaşı sırasında ülkemizde yaşanan yoksulluk, ahlaki çöküş, devlet kademelerindeki riyakarlik... Yazar kadınların, kız çocuklarının bedenlerini ekmek parası için kiralamalarını ve bunu yaparken de bulundukları çevredeki değer yargılarının buna pek ehemmiyet vermemesi... Yoksulluk, ahlaki çöküş, riyakarlık, 1940-1960 Turkiye'sinde yaşanan sosyal sorunlar, toplumsal çöküş derinlemesine işlenmiştir.
Çamaşırcının Kızı - KüçücükOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20201,193 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
Bazen babamı ayırt edemiyordum, diğer erkeklere çok benziyordu. Onlar gibi yabancı... Oysaki gelecek istediğim renklerle boyamak üzere hala benimdi... Onurumu korumak için büyük paralar lazım lakin para içinde onun yitirilmesi... Gerçek vahşi ve tehlikelidir...
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Tanzimat Fermanı ile yeni bir döneme giren Türk Edebiyatı toplumun her alanında da büyük ve farklı yeniliklere kucak açmıştır. Kitabın bütünüyle dönemin bir parçası olduğunu başlar başlamaz anlıyorsunuz. Akıcılık, olayların bütünselliği ve romanın akışı... Yeni bir tür olan romanı bu şekilde işlemek o döneme göre kolay olmasa gerek. Romanda o dönemin sosyal özellikleri ( kadınların çarşaf giymesi, yüz örtülmesi, mektuplaşma, cariye, komşuluk iliskileri, evlerde avlu mantığı, dadı gibi o döneme ait sosyolojik içerik vardır. Yazar bunları çok güzel bir sekilde yansıtmıştır. Mahalle içi konuşmaları, kadın erkek çatışması, kadının toplumdaki yeri... En mühim şey ise budur. Yazar roman karakteri Feriha üzerinden feminizm propagandası yaparak kadının toplum içerisindeki yerini sık sık okura hatırlatmıştır. İrfan karakterine anneniz, kız kardesiniz evde temizlik yaparak spor yapıyor diye nükte de bulunmuş, aslında sporun sadece erkeklere değil kadınlar içinde ne mühim bir şey olduğunu dile getirmeye çalışmıştır. Yine kadınların dört duvar arasında kaldığını ve bunun dışındaki davranışlarda bulunan kadınların erkeksi kadın olarak adledildiği görülmüştür. Oysaki karakter tabiatı itibariyle kadındır ve istekleri insanidir. Yani bir insanın toplumda var olması erkek olmayla değil kadına da mahsus bir şeydir demek istemiştir. Yazar yine dönemine göre harika bir konuya değinip zor olan bir şeyi başarmıştır. Eser sayfa sayfa incelense belkide daha sağlıklı olur niyetindeyim. Çünkü dönemini yansıtan ve zor olanı dile getiren her eser kelime kelime incelenmeyi hak eder...
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma