İnsanların farklılıklarını, hayatın zenginliğini kabul etmek bizi önyargıların baskısından kurtarır. Zihinsel şemalarımızın eksik olduğunu kabul etmek, bizi öğrenme ve gelişmeye açık kılar. İnsanın gerçekliği tam olarak algılayamayacağını bilmek bizi diğer insanları dinlemeye ve dayanışmaya yönlendirir. Farklılıkları görmek, olayların bütünlüğünü daha iyi anlamamızı, doğru bir anlayış geliştirmemizi ve doğru seçimler yapmamızı sağlar.
Önyargılar aşırı genellenmiş, durumsal değişkenliği göz ardı eden, kişilerin farklılıklarını inkar eden yargılardır. Bir insanı belli bir sınıfa veya gruba yerleştirerek onu o grubun özelliklerine göre değerlendirme yanılgısıdır.
Savaş yıkılan binalara, atılan bombaların sayısına, istatistiki rakamlara indirgenerek iki takımın yaptığı bir futbol karşılaşması gibi sunulabilir. Medya patronlarına" insanlar ne düşünürler?" diye sorulduğunda, "biz ne istersek onu " cevabını verebilirler. Milyonlarca seyirci, televizyon tribünlerinden modern dünyanın kendisine sunduğu gladyatör dövüşlerini çekirdek çıtkatarak seyredebilir.
Olaylar değerlendirilirken, doğrulukları,güvenilirlikleri, gerçekliği dışlandığı sürece bazı insanlar ve kurumlar için başkalarının ölümü tercih edilecektir. Ölümler, savaşlar, işgaller, soykırımlar, güce, paraya ve faydaya dönüştüğü sürece alkışlanacaktır. Bütün bunlar süslü yalanlarla mantıkileştirilecektir. Ölüm sevilecek ve ölüme tapılacaktır; ölüm başkasının ölümü olduğu sürece...