Bir hayatı olduğunun çok da farkında değildi. Hayat için ne yapması gerektiğini bilmiyor, hayat zaten onu yaptı zannediyordu. Kendisini onun içinde duracak, beğendiklerinin yanına varacak, mor çiçekleri seçip başkalarına da gösterecek zannedi yordu. Mor çiçekleri görmesi ama göstermemesi, dağa çıkması ama dağı sevdiğini bildirmemesi, herhangi bir sevdiğini ifşa etmemesi, gergin olmadığını bile bildirmemesi gerektiğini anladı. Hayat ile o gece tanıştı ve hiç sevmedi. Ama bunu ona belli etmemesi gerektiğini saniyeler önce öğrenmişti.
Kendisi gibi bazı defterleri yazarak çoğaltan birkaç tanıdığı ile de dükkanına gelip giden ahbapları ile de hep dışarıda görüşür, ne eve kabul eder, ne kendisi kimsenin evine varırdı. Evler tamamı ile mahrem, dışarıya kapalı yerlerdi.