Tarihçi İbn el-Esir'in vatanı olan Musul, "Cezire"nin, yani Mezopotamya'nın, Dicle ve Fırat gibi iki büyük nehir tarafından sulanan verimli ovanın başkentidir. Çok önemli bir siyasal, kültürel ve ekonomik merkezdir. Araplar, onun lezzetli meyvalarını; elmalarını, armutlarını, üzümlerini narlarını övmektedirler. Bütün dünya, bu kentin ihraç ettiği nitelikli ince kumaş ile onun adını özdeşleştirmektedir: "Muslin". Frenkler geldiğinde, emir Kürboğa'nın topraklarında başka bir zenginlik işletilmeye başlamış durumdaydı. Seyyah İbn Cübeyir birkaç on yıl sonra, neft adındaki bu zenginlik kaynağını tasvir edecektir. Dünyanın bu parçasını bir gün zengin edecek olan bu kotu renkli değerli sıvı, daha şimdiden kendini geçenlerin başkalarına sunmaktadır.
Sayfa 49 - Büyük savaşların nedeni mi olacak acaba...·Kitabı okudu
Cinayetler, dine aykırı hareketler, büyücülük ile Rıdvan herkesin kuşkusunu uyandırmakta, ama en güçlü kini bizzat ailesinin içini uyandırmaktadır. 1095'te tahta çıktığında, bir gün iktidar talebinde bulunurlar korkusuyla küçük kardeşlerinden ikisini boğdurtmuştur; bir üçüncüsü, tam Rıdvan'ın kölelerinin güçlü parmaklarının boğazını sıkacakları gece, Halep kaleminden kaçarak canını kurtarabilmiştir: Ölümden kurtulan bu kardeş Dukak'tır ve o zamandan bu zamana kadar ağabeyine karşı amansız bir kin beslemektedir.
Sayfa 44 - Her zaman tarihte bulunan klasik durumlar·Kitabı okudu