Senin tarafından yapılacak ikinci teklifi bekliyor zannederim.
"Elbet... Bekler... Çünkü ona göre kalp denilen bu nazik ve hassas uzuv ehemmiyetsiz bir oyuncaktan ibaret... İstediği gibi kırar, parçalar, koparır, eğlenir... Sonra yapar, tamir eder, düzeltir... Emellerine hizmet için biraz da okşar... Oldu bitti değil mi? Ne kadar kolay... Ne kadar kolay... Bu şartlar içinde onunla hayat arkadaşlığı etmemi istiyor ve bedbaht yaşamamı arzu ediyorsan ikinci değil üçüncü bir teklifte bulunayım kardeşim...
Nedret sakin ve tenha evine çekilmiş, hayatı üzerinde ehemmiyetli tesirler yapmış olan elemlerini yalnızlığa olan ihtiyacıyla örtmeye başlamıştı. Onun için dünyada hiç sevecek, istenecek bir şey kalmamış gibi her tarafını derin bir boşluk kaplamıştı. Fakat hiçbir suretle elemlerini göstermemeye bütün kuvvetini sarf ediyordu.
"Anneciğim! Şu dakika kadar seni özlediğimi hiç bilmiyorum. Her taraf sanki matemi bir dille bana senin yokluğundan bahsediyor, her şey, her yet, hatta rüzgar bile bana senin için ağlıyor gibi geliyor... Bu ebedi hasretinin ateşiyle bu kadar yandığımı hissettiğim dakikalarda acaba yanımda mısın? Sözlerimi işitiyor musun anneciğim?"