Senelerden biri kalbimde büyüyen düğümün çetin ilmeklerini gevşettiniz; sona kadar ümitsiz, hülyasız kalan hayatımın düşüklüğü arasında bana tekrar yaşamak kabiliyetiyle beraber uzun zamanların mihnet ve meşakkatinden sonra pek çok arayıp bulamadığım için ümitsiz ve meyus kaldığım zavallı bir kadının kızından, onun yalnız ve öksüz hayatından büyük ümitler getirdiniz... Halbuki ben, onu bulmak ve görmekten artık tamamıyla mahrum kalacağıma kanaat getirmiştim!
Bütün eşya sanki geçen günlerin acılarına bürünmüş gibi elemli... Eski bir alkım hazin hatıralarına hürmetle hasıl olan bu sükûtu bozmaya cesaret edemeyen bu iki kardeş birbirinin yüzüne baktılar.
Geçmiş günlerin unutulmuş hatıraları birdenbire canlanmasıyla müfekkire on sene, yirmi sene evveline dönüyor ve onda ne güzel ve ne tatlı günler buluyor... Mesela çocukluk hatırası bizim için ne kadar hoştur değil mi? Sonra bu hatıraların ne müstesnaları vardır! Bayram sevinçleri, kır hayatları, uzak yerlere gezintiler...