CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1956 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
HIZ En gerekli nitelik! Herhangi bir Acil durumda –yangın, araba çarpması, deniz kazası-her şeyden çok ne gerekir? Elbette ,Hız ; itfaiye arabasının, cankurtaranın, tahlisiye gemisinin hızı.- zeki bir herifte neyi beğeniriz?- Çabuk Düşünmesini değil mi? Sonra her türlü sporda işin Öz’ü ( Ayaklarda, ellerde ,gözlerde ) hızdır! İnsanlar, kendilerini yeterince hızlı yapamadıkları şeyleri hızlandırmak için makineler icat ederler . - Hız ,üstün hız! Işık hızı olmasa ,evren kapkaranlık ve soğuk olur.- Ama Hız ,ışığı görünür kılabildiği gibi onu gözlerden saklayabilir de. Ay ,öyle hızlı kayar ki –Harikalar harikası bir şeydir bu ! –Yer yüzünde hiç bir araç onu yakalayamaz .
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yalnızca gözlerinle gördüklerine inanırsan başın çok derde girer, beladan kurtulamazsın, çamura saplanırsın.
İnsan görmediği bir şeyi de seçebilir. Sonra geçmiş gerçekten geçmiş mi diye bir zaman geçti mi ? Gelecek; gelecek diye bir zaman gelecek mi?
Bir şeye bir ad ,bir yafta vermek ,anı adsızlıktan kurtarmak,. Adı olmayanlar Ülkesi’nden çekip çıkarmak ,kısacası ona bir kimlik kazandırmak –o şeye varlık kazandırmanın- bir yolu da budur bir bakıma .
Keyfi Ülke Masalı ,Reşit Halife’nin en çok sevilen öykülerinden biriydi. İçinde oturan insanların keyiflerine göre sürekli değişip duran büyülü bir ülkenin öyküsüydü bu. Keyfi ülke’de çevrede yeterince neşeli insan varsa ,güneş bütün gece parlardı. İnsanlar kızdığı zaman yer sarsılırdı; insanların belli konularda aklı karıştığı ya da belirsizliğe düştükleri zamanlarda Keyfi Ülke’nin de aklı karışırdı_ binaların, sokak lambalarının ,arabaların dış çizgileri boyası akmış bir tablodaki çizgiler gibi birbirine girerdi; böyle zamanlarda bir şeyin nerede bittiğini nerede başladığını kestirmek güçleşirdi..