“Kreşteyken annelerimiz hep korkunun yapay bir koşullanma olduğunu söylerdi. Dışarıdan kaynaklandığı için ona karşı koymak mümkündür. Korktuğun şeyleri yapman gerekir.”
Bir robot düşünün... Kendisini hackleyip insanların arasında çaktırmadan serbestçe dolaşıyor, yayın sistemlerine girip dizi izliyor. Sıradan bir insanın duygularına sahip ve en önemlisi insanları görevi olduğu için değil sevdiği için koruyor ♡
Peki bu nasıl mümkün oldu? Hiçbir fikrim yok. Belki de dizi izleyip durması yüzünden. ಡ ͜ ʖ ಡ
Şöyle ki robotumuz kendini hackledikten sonra sıradan bir asker robotmuş gibi yaşamaya devam ediyor çünkü açığa çıkarsa bozuk olarak damgalanıp imha edileceğini biliyor. Fakat sistemi gereği her şeye de erişimi var ve bu da onun kendini gizlice geliştirmesine olanak sağlıyor. Normalde görevi sadece *ldürmek iken o buna karşı çıkıp kendini düşünmeye itiyor ve sürekli birine hizmet etmek istemediğini, sadece kendine ait bir hayat istediğini fark ediyor.
Bunun yanında keşfettiği en büyük hazine sevgi. İnsanlardan oluşan ekip arkadaşları var ve onların da desteğiyle robotumuz onlara elinde olmadan bağlandığını fark ediyor. Kendisine kötü davrananlara ise tavrı bambaşka ama asla ilk adımı zarar vermek olarak düşünmüyor. Burada da aslında insan sevgisinin nelere kadir olduğunu göstermek istemiş yazar. Ben kesinlikle bu robota bayıldım arkadaşlar 。◕‿◕。
Uzun zamandır bilim kurgu okumadığım için teknoloji kavramlarını yabancılayacağımı düşünmüştüm lakin okurken bu açıdan beni zorlayan hiçbir şey olmadı. Oldukça akıcı ve anlaşılabilir bir anlatımı vardı. Okuru boğacak karmaşık terimler yoktu. Yine de bir bilim kurgu olduğu için robotların sistemleri ve sanal ağın işleyiş biçiminden terimler bulunduruyordu. Bunları da Katilbot'umuz hikaye boyunca kısa kısa ve okuru sıkmadan anlatıyordu.
Kitabın en güzel yanlarından biri "Katilbot" adıyla bildiğimiz ana karakterimiz olan insansı robotun hikayeyi kendi bakış açısıyla anlatırken aynı