Sd

"İşin kendisi güzel, hoş ve sağlıklı, ama savaş ve ihtiras burada da eksik değil," -diye düşündü.- "Her yerde, rekabetin olduğu tüm alanlarda sinirlilik ve yüksek hassasiyet fikir insanlarının ayırt edici özelliği. Belki de böyle olması gerek."
Sayfa 16·Kitabı okudu
Reklam
Başarılı olmanın sırrı bahçenin büyük, işçinin çok olmasında değil; sır, yaptığım işi sevmemde, anlıyor musun, belki canımdan bile çok sevmemde.
Sayfa 13·Kitabı okudu
"Sanki tüm dünya pusuya yatmış bana bakıyor ve anlaşılmayı bekliyor..."
Sayfa 11·Kitabı okudu
Bugün sabahtan beri aklımı kurcalayan bir efsane var, -dedi.- Bir yerde mi okudum, yoksa birinden mi duydum, hatırlamıyorum, ama tuhaf ve hiçbir şeyle uyuşmayan bir efsane bu. Öncelikle sarih olmadığını söylemem lazım. Bundan bin yıl evvel kapkara giyinmiş bir keşiş Suriye'de ya da Arabistan'da bir çölde yürüyormuş... Yürüdüğü yerin birkaç mil ötesinde balıkçılar gölün yüzeyinde ağır ağır ilerleyen başka bir kara keşiş görmüş. İkinci keşiş meğer bir serapmış. Şimdi bütün optik yasalarını unutun, belli ki efsane de tanımıyor bu yasaları, devamını dinleyin. Seraptan ikinci bir serap meydana gelmiş, ondan da bir üçüncüsü, öyle ki kara keşişin sureti sonsuza kadar atmosferin bir katmanından diğerine iletilmiş. Kâh Afrika'da görüyorlarmış onu, kâh İspanya'da, kâh Hindistan'da, kâh Uzak Kuzey'de... Nihayet dünya atmosferinin sınırlarının dışına çıkmış ve sönüp gidebileceği şartlara bir türlü rast gelmeden tüm kâinatı gezmeye devam etmiş. Belki şimdi Mars'ta bir yerde görünüyor ya da Güneyhaçı'nda bir yıldızda. Ama, cancağızım, efsanenin en mühim ve en güzel tarafı şu ki, keşişin çölde yürüdüğü günden tam bin yıl sonra serap bir kere daha dünyanın atmosterine girecek ve insanlara görünecek. Ve güya bu bin yıllık süre dolmak üzere... Efsane doğruysa kara keşişi bugün yarın görmemiz gerek.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Her şeyi bilmek kabil değil elbet... Zihin ne kadar geniş olursa olsun, her şeyi alacak diye bir kaide yok.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Reklam