Sd

“Benim burada ne işim var?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yaptığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Sayfa 59·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Zaman içinde mutlu anlar da acıya dönüşebiliyordu.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Belki de Nora bu işi cidden beceremiyordu. Yaşamayı. Uzun saatler geçti. Nora bir amacı, var olmak için bir nedeni olsun istiyordu. Ama yoktu.
Sayfa 18·Kitabı okudu
“Ne tuhaf diyorum,” kendi kendime, “insanın unutmadığı, unutamadığı, affedemediği bir tarafı hep kalıyor!”
Sayfa 251·Kitabı okudu