"Mülkiyetin çekirdeği, ilk biçimi kadın ve çocukların kocanın kölesi olduğu ailede yatar. Ailedeki bu gizil kölelik, ne kadar kaba da olsa, mülkiyetin ilk biçimidir." Marx ve Engels
Mülksüzler, kiralık emekçiler, yoksul işçiler, kadınlar ve köleler sömürülen sınıfın genelini oluşturuyordu. Oligarşik (zenginlerin yönettiği fakirlerin yönetimden dışlandığı) düzen, sürekli birbirleri için problem olan ve temelde çatışan iki sınıfın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynuyordu. Antikçağın düşünce dünyasını da etkisi altına alan bu sınıflı yapı, Platon ve Aristoteles gibi isimlerin düşüncelerini de etkilemiş, bu filozoflar çalışmalarında ideal toplumsal düzeni oluşturabilmek için sınıflı ve dikotomik bir toplum yapısı modeli öngörmüşlerdi.
Beden ve emektenden ibaret kılınmış sınıfın
ayrıcalıklı sınıflar tarafından sömürülmesi gerilimin asıl kaynağıdır. Artı değer elde etmenin yolunun artı emekten geçtiğini kısa sürede öğrenen ayrıcalıklı sınıf, üretim kaynaklarını
ve sürecini kontrol ederek erken dönemlerden itibaren daha fazla sömürünün yollarını aramıştır.
Enki hayal ettiği forma uygun hazırladığı kalıpların içlerine döktüğü çamurla bir insan yaratarak tanrıların onayına sunmuştu. Herkesin onayından geçtikten sonra Tanrıça Ninmah bu işle görevlendirilmişti. Üretilen insanların beğenilmesi üzerine tanrılar arasında bir parti düzenlenmiş ve sarhoş olana kadar içilmişti. Ninmah sarhoş döndüğü atölyesinde kilden insan üretmeye başlayınca olanlar olmuş, kül-
türün onaylamadığı insanlar meydana gelmişti. Öyle ki yaratılanların kimi kör, kimi kısır, kimisi de topaldı. Ninmah bu duruma hemen bir çözüm üreterek bu insanları bazı yeteneklerle donatıp "kullanışlı" hale getirmişti. Örneğin gebe
kalamayan kadına haremde kalma kaderi yazılırken cinsiyetsiz ya da hadım olanlar güvenli bulundukları için kralın hizmetine sunulmuşlardı.
sınıflı yapının belirleyicisi olan çalışmanın da bir ibadet olduğunu vurgulamakla kalmıyor çalışmanın buna mahkum edilen sınıfın tanrısal yazgısı olduğuna da işaret ediyordu. Böylece çalışmakla mükellef sınıf, ömrü boyunca her gün bıkmadan usanmadan iş yüklenecek ve bunun kendisine verilen dünyevi bir sınav olduğuna inandığı için isyan etmeyecekti. Tanrılar arasında dahi olmayan eşitlikçi yapıyı insanların arasında talep etmenin cüretini gösteremeyecekti.