S.

kendini dayatmak isteyen kişi sitemlere tepkilidir, eleştirilere katlanamamaktadır. "‘Ben böyleyim” engeli sayesinde her teşebbüs başarısız kalmaktadır. Diğer tarafta,ya partner dayatılan kuralı onaylamaya ve benimsemeye genellikle (her zaman değil...) alışır-“Ona katlanıyorum;o böyle, hepsi bu!”- ya da “Kendi gibi olmaya hakkı var, onu değiştirmek istememeliyim,” der. Dolayısıyla partner hemfikir olmaya mecburdur. Zaten eğer hiçbir şey değişmeyecekse tartışmak neye yarar?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Bir açıklama elde etmeye kalkıştığımda karım itiraz ediyordu,” diye içini açıyor genç bir şirket çalışanı, “sanki aramızda bilmediğim bir fırtına patlak verecekmiş de kesin bir küskünlüğe yol açacakmış gibi.
Manipülasyon ifadenin engellenmesinde yatar. Manipüle edilen partner flu bir iletişim içinde, karşılıklı alışverişin no man’s land’inde olmaya mecburdur. Diğeri, sorun “olmadığına" ve tartışmanın (ona göre şiddetin eşanlamlısıdır) durumu daha da kötüleştireceğine inandırmaya çalışır.
Bu tür çift çatışma-karşıtlığı içinde yaşar, ne pahasına olursa olsun barış! Öfkenin bir tür şiddet olduğu ve şiddetin ancak zarar verebileceği ilkesinden yola çıkarak, çatışma tabu kabul edilir. Sahte bir barıştır bu, partnerlerden biri tarafından dayatılmıştır, canlı bir tartışmanın embriyonu ne zaman belirse sözel bir kalkan vasıtasıyla durdurulur. Bu, gizli bir savaşın ortasındaki sonsuz ateşkese benzer.
Küçük pürüzler büyük tartışmaların yerini alır. Uzun süreden beri “ciddi bir şey konuşmamaktadırlar: Nasıl konuşsunlar ki, sürekli tartışıyorlar! Döngü böyle tamamlanır: “her şeye rağmen” birbirini seven ama bu işleyişi sorgulama cesaretini ya da gücünü bulamayan bu çiftin arasında gerçek bir iletişim hiç mümkün değildir.