Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki bu seri benim için her zaman çok özel olacak. Ben bu seriyi çok seviyorum. Buradaki karakterlerin hepsini anlıyor ve seviyorum. O zaman yoruma geçelim.
Kitabı çok sevmemden kaynaklı objektif yaklaşamayacağım. Elbette, eksik yanları vardır. Ama dediğim gibi bu kitap benim için ayrı bir yere sahip. Kitaba karşı çok kırgın hissediyorum. Çünkü onların mutlu bir şekilde yaşıyabileceklerini içten içe umut ediyordum, her ne kadar mutsuz sonlu biticeğini düşünsem de. Ve haklı çıktım. Keşke çıkmasaydım. O kadar çok isterdim ki. En çok onların mutlu olmasını isterdim. Tugay ve Eftalya'nın daha farklı, mutlu bir sonu hak ettiklerini düşünüyorum. Eftalya'nın idamından sonra Tugay'ın o sahneleri... Yüreğim parçalandı. Tugay'ın son kez kullandığı bir uçağı düşürerek hayatına son vermesi... O kadar şey geçiyor içimden ama kelimelere dökemiyorum. Tarifi yok bu duyguların. İkisinin de son sözlerinde çok duygulandım. Onların hikâyesi çok farklıydı, böyle bitmemeliydi. O kadar güzel hayalleri vardı ki keşke gerçeklerştirebileselerdi. Krallığı yıktılar ama Eftalya olmadıkça Tugay yarım kalmıştı. Bu durum Eftalya içinde geçerli olurdu tam tersi olsaydı. Çünkü onlar iki farklı insan olsa da tek ruhtular, bir bütündüler. Bu yüzden Tugay'ı anlıyorum. Ama keşke o hayallerini gerçekleştirebilselerdi. Onlar her zaman zihnimde bir yerlerde yaşayacaklar. Onlara veda etmek bile beni şu anda çok üzüyor.
Bunların yanı sıra Tugay'ın Nida ile sahnelerine kalbimi bıraktım. O masumiyet, Tugay'ın o yanı... Nida'nın onu anlıyacağını düşünüyorum. Giray'ın yarım kalışı üzüyor beni. Defne'yi de anlıyorum ve keşke bu kadar geç söylemeseydi. Belki Giray ile bir şansları olurdu. Kim bilir? Sinan ve Gamze taraftarı değildim. O yüzden keşke Marco ve Gamze olsaydı demekten