Kimse kimsenin kalbine değmeden geçip gidiyor. Yere dökülen un kadar sessiz. Bir begonya yalnızlığı. Zaman denen sürgünlükte budalaca hayallere dalmış beklerken, sis bir anda dağılmış, kendimi gerçeğin harabeleri arasında bulmuştum. Gün gelir kardeşler birbirini özler, gün gelir kardeşler birbirini affeder, gün gelir kardeşler birbirinden başka tutunacak kimsenin olmadığını anlar sanıyordum. Yanıldığımı geç fark ettim. Hayatım beni zayıf ihtimallere muhtaç bir yorgun ruha dönüştürdü.