O zaman yüreğine yılan gibi soğuk bir şey girer, onu güzel rüyalarından uyandırır ve aşkın sıcak, büyülü dünyası sisli bir sonbahar gününe dönerdi. Kendi kendine, içinin neden rahat edemediğini, mutluluğunun neden yarım kaldığını sorardı. Eksik olan ne idi?
Onlar çok ve çocuklar
Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar
Mazeretlerimize inanmayacaklar
Yaşamımızda görünmedikleri her karenin
Hesabını soracaklar
Hazırlıklı olmak gerek
Çünkü onlar şimdilik
Çok ve çocuklar
Tayfun Talipoğlu....
Dertlerle yıpranmış ya da dert nedir bilmeyen bir gönül; kimsenin bilmediği bu köşede saklanıp mutluluk içinde yaşamak dileğine kapılır. Orada her şey, saçlar ağarıncaya kadar uzayan bir ömür ve uykuya benzeyen sakin bir ölüm vaat eder.
Bu adamın hayatı böyle geçip gidecek ve ruhunun birçok yanı hiçbir zaman açılmayacak... On ikiden beşe kadar dairede iş, sekizden on ikiye kadar da evde, vah zavallı!