İnsan, bazen kulakları duysa da gerçek anlamda hakikati işitmeyen, gözleri görse de gerçeği göremeyen, dili dönse de hakikati söylemeyen, nankör bir varlık haline gelebilir.
Mevlânâ, insanda mutsuzluğun nedenlerini; “İçine mutsuzluktan ve kederden ne gelirse, onun sebebi Allah'a karşı kayıtsızlık ve küstahlıktır."şeklinde açıklar.
Netice olarak görsel idrakin esir aldığı insanlar, her şeyi maddeye indirgemişlerdir. Hayatı, sadece seyretmek ve seyredilmekten, iştah ve meraktan ibaret sayanlar kalbin idrak gücünü öldürürler
Eşyayı algılamada insanın duyu organlarından olan göz ve kulak, âlemdeki ay ve güneş; damarları, nehirler; ciğeri, nehirlerin çıktığı pınar-lar; mesanesi, nehirlerin döküldüğü deniz; kemik sistemi, yeryüzünde denge unsuru olan dağlar konumundadır. İnsan, büyük âlemle birlikte sonradan yaratılan bir varlık olup, sanki küçük âlemdir ve tek bir Yaratıcı'nın eseridir.