Allah'a boyun eğemeyen bir kimse ise, her türlü güç ve zorlama karşısında boyun eğici hale gelir. Diğer yandan, kibir ve bencillikle Allah'a karşı gelen ve O'nun önünde itaatle boynunu eğmeyen kişi, kendisini özgür zannetse de aslında gerçek anlamda bir esirdir. Allah'a ihtiyaç hissetmeme ya da Allah'a rağmen bir hayat sürme talebi, aslında tutkularının esiri olmak demektir.
Tefekkürün genel ürünü; ilim, hal ve amellerdir. Bu üç durum birbiriyle iç içedir. İnsan uzun ve derin düşüncelerle tefekkür edince, kalpte ilim meydana gelir. Bu ilim sayesinde kalbin durumu değişir, olgunlaşır. Kalbin durumu değişince, buna bağlı olarak organların faaliyetleri yani insanın davranışları da değişir, düzelir ve güzelleşir
İslâm inancına göre, insanlığın ilk öğretmenleri peygam-berlerdir. Peygamberler, Yüce Allah ile kulları arasında dünya ve ahiret hayatıyla ilgili ihtiyaçların giderilmesi konusunda elçilik görevi yapmışlardır. Allah her toplumu aydınlatmak için peygamber göndermiştir
Hz. Peygamber (s.a.s) "Siz, Allah'ın nimetlerini ve kudretinin eserlerini düşünün, zatını düşünmeyin. O'na gücünüz yetmez. "buyurarak, onları uyarmıştır.