Hatta günahın başkasına anlatılması, affedilme olasılığını zorlaştıran bir şeydir. Abdullah İbn Ömer anlatıyor:
Ben Resulullah'tan şöyle buyurduğunu işittim: Mümin kul Rabbine yaklaşır ve Rabbi onun üzerine örtüsünü koyar ve "İşlediğin falanca günahı biliyor musun?" der. Kul "Evet, ya Rabbi," diyerek suçunu itiraf eder. Tam cehenneme gidece- ği korkusu onu kaplamışken Rabbi ona "Sen işlediğin günahı insanlardan gizledin. Bunun üzerine ben de seni dünyada rezil etmediğim gibi bugün burada bu günahlarını gizleye- rek seni affediyorum."
Demek ki sevgiyle şehvet aynı yerde olamaz. Şehvet bir tutkudur. Tutku, tutsak eder. Sevgi ise özgürleştirir. Sevgi maskesine gizlenen şehvet hokkabazları veya sahte sevgi verip şehvet alan gönül tefecileri, bütün kutsalı yok ettiği gibi aşk ve sevgi gibi değerleri de mahvetti.
Sevgide şehvet olmaz. Şehvet sevgi balına zerk edilmiş zehirdir. Bu dürtü o kadar sinsi bir histir ki insan çoğu zaman gerçekten sevgi duyduğunu zanneder. Aksine tam bir şehvet tutsağı olduğunun farkına bile varamaz.
Dostoyevski, "Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır," der. En temelde sevgi bir ruh eylemidir ve ruhun cinsiyeti yoktur.