" Ya böyle haftada üç saat kaleme giderek onu da haftanın olaylarını konuşmakla geçiren bir delikanlı ne öğrenebilir? Nasıl ne öğrenebilir? İşte Felâtun Bey öğrenmiş ya! Yazısı var, okuması var, fransızcası var; zeki, kavrayışlı, dilli, bilhassa ayda babasının yirmi bin kuruş geliri var! Dünyada bir adamın öğreneceği daha ne kaldı?"