Kafamın meşgul olduğu(ne zaman meşgul değil ki) bir dönemde okuduğumdan mı, kişisel gelişim kategorisi olmasından dolayı mı yavaş ilerledim bilmiyorum. Kitap bittiğinde üzerine düşündüğüm ya da farkındalık kazandıran şeyler neler oldu sorusunu kendime sordugumda altını çizdiğim yerleri tekrar dönüp taradım. Okumaya başladığımda baştan itibaren notlar alsaydım daha sağlıklı olacaktı ama inceleme yazmak gibi bir niyetim yoktu.
“Bir sorun varken sorun ifade etmezsen aslında karşındaki insanı senin için yapabileceklerini kısıtlıyorsun.“ bu alıntı bana son yıllarda gittikçe yoğun olan insanlara tahammülsüzlüğüm hakkında düşündürdü. Evet insanlara problemleri ifade etmek gerekiyor ki karşındaki insan rahatsız olduğun şeyi yapmasın. Ancak kişilikle ilgili problemlerle, kişilikten kaynaklanan problemlerde ne yapacağız? Başta fark etmediğimiz ancak zamanla gözlemlediğimiz davranışlar karşısında ne yapacağız? Örneğin kişinin dili ağzında sadece dedikodu için turluyorsa, senin yanında makamın için duruyorsa, yaşına yakışır olgunlukta hareket edip konuşmuyorsa, ilişkilerin temelini salt çıkarı oluşturuyorsa bu insanı nasıl uyaracaksın?
“İnsan en çok kendi kendine söylediği yalanlara inanır.” Ben kendime hangi yalanları söyledim, söylüyorum? Burası şokomelli olduğu için bana kalsın.
“Senin sahip olduğun ustalık, dışarıdan bakan insanlarca kabaca değerlendirilir.” Emeğimin değerlendirilmesi konusundaki hassasiyetimin sağlıklı olmadığını fark ettim. Zira benim yetkinliğime ulaşamadığı için açığımı arayan insanların bile eleştirilerini gereğinden fazla ciddiye aldığımı fark ettim. Bu konuyla ilgili kitapta geçen aklımda kalan güzel bir tavsiye var(muhtemelen yazar daha güzel ifade etmişti de ben kendimce şöyle ifade ediyorum: karşındaki insanın önerisini ciddiye alıp bu öneri