Durup dururken,ortada fol yok yumurta yokken kendi kendimi gücendirdiğim çok oldu;aslında hiç sebep olmadığını bildiğim halde kendimi öyle dolduruyordum ki,sonunda gerçekten gücenip içerliyordum. Bu çeşit oyunlar yaşamımı öyle bir sarsmıştı ki, nihayet adeta kendime hakim olamaz hale geldim. Bir defa, hatta bir de değil, iki defa, zorla aşık olmayı bile istedim. İnanın ıstırap bile çektim baylar. Ruhumun uzak bir köşesinde bu ıstıraba inançsızlık, alay kıvılcımları titreşiyordu, ama gene de maddi bir ıstırap çekmeye devam ediyordum; üstelik dört başı mamur bir aşık gibi kıskanıyor, kendimi kaybediyordum… Sebep hep can sıkıntısıydı baylar, hep can sıkıntısı; atalet beni eziyordu.
En büyük kepazeliğim her an, en kızgın anlarda bile, hiç de kötü, hırçın bir insan olmadığımı, sadece serçeleri ürküten kaynana zırıltıları misali kuru gürültü çıkardığımı utana sıkıla idrak etmemdir. Hiddetten ağzım köpürmüşken biraz yüzüme gülüp, önüme bir bardak şekerli çay sürerek gönlümü alırsanız, belki hemen o anda yelkenleri suya indirirdim.