Ayna nöronların bize gösterdiğine göre bir olayı yaşamak ile görmek arasında pek bir fark yoktur. Çünkü gördüğümüz anda bile onunla empati kurabiliyoruz. Empati sayesinde beynimizdeki nöronlar o olayı birebir yaşıyormuşçasına harekete geçebilir. Burada önemli olan, gözlemcinin bir olay esnasında özellikle travmatik anlarda kiminle özdeşleşdiğidir. Çünkü bir anda ya kurban vardır ya mazlum. Gözlemleyen kişi kendini kiminle bir hissederse o kişinin duygularıyla empati yapacak ve ayna nöronları o duyguyla çalışacaktır.
İnsanlar geleceğe baktıklarını söyleseler de geçmişe bakarak karar verirler. Geçmiş, kararlarımızı daima etkiler. Asıl etken ise olaylarla kurduğunuz ilişki ağıdır.
Evvela Türk kadınlarının evlilik denen şartı bir müddet için gözden geçirip yeniden planlaması ve düzenlemesi gerekiyor. "Bir kocam olsun" düşüncesini bir kenara bırakmak lazım. Bir yandan emansipasyon artıyor, hayatlarını kendileri kazanabiliyorlar; demek ki kadınların evliliğin insanları mahkûm edecek kadar şart bir müessese olmadığını görmeleri, kendilerini mahkûm hissetmemeleri gerekir.