Tuğçe Avcı

Tuğçe Avcı
@Sadecebirokur0
Instagram : tugce.art_
Ölüm fikri yaşama sevinci verir mi?
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 16:45
Başarısız bir intihar girişiminden sonra yaklaşık bir haftalık ömrünüz kaldığını öğrenseydiniz ne yapardınız? Zaten ölmek istediğiniz için sevinir miydiniz yoksa ölümü beklemek acı mı verirdi? Böyle bir soruyla bizi başbaşa bırakan bir kitap. Yaşam ve ölümün ne demek olduğunu, özellikle de bunların birbiriyle olan kaçınılmaz bağlantısını da gözler önüne seriyor. Ölüm, bir insana yaşama sevinci verebilir miydi? Öleceğini bilen biri gerçekten de neler yapardı? Neler yapmak isterdi? Tabulaşmış olan düşüncelerinden kurtulup son günlerini özgürce yaşayabilir miydi? Tüm bunların cevabı aslında içimizdeki bizde saklı. Ölüm fikri insana gerçekten de yaşama sevinci verebilir bana kalırsa. Hayatın kargaşasından, yoğunluğundan, gürültüsünden ve bize sürekli empoze edilen şeylerden sanki hiç ölüm bizi bulmayacakmışçasına yaşıyoruz. Günümüz insanı ölümün varlığını bile unutmuş durumda hatta. Hepimiz biliyoruz bir gün öleceğimizi fakat bunun her zaman en uzak tarih olacağını düşünüyoruz, hatta bunun üstünde kafa bile yorma gereksinimi duymuyoruz. Peki ya bu tarih belli olsaydı ve zaten halihazırda ölmek isteyen biri olsaydık o bir haftayı nasıl değerlendirirdik veya hayatımız köklü bir değişime uğrar mıydı? Kalbimiz taştan değilse kesinlikle bir değişim yaşardık diye düşünüyorum. Ama bu değişim için neden ölüm zamanımızı bilmemiz gerekiyor? Bu kitap düşüncelerimi fazlasıyla değiştiren bir kitap oldu. Yani gerçekten de kendimizi o kadar kapalı bir kutu haline getirmişiz ki kendimiz bile kendimizi tanımıyoruz aslında. Oldukça ürkütücü bir gidişat. Aslında biraz da sanki yarın ölecekmiş gibi yaşamamızda hiçbir sakınca yok. Hatta hafif delirmek, delice şeyler yapabilmek.. herkesin kabul ettiği 'normal' kavramından çıkabilmek..zaten kitap da normalin ne olduğunu çok iyi özetlemiş.
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
Reklam
Yanan kitaplar!
Puan vermedi·202 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 04:18
Kitapların ilk ve son cümleleri en çok dikkat ettiğim kısımlardır genelde ve bu kitap da beni içine çeken, bende merak uyandıran bir cümle ile başlangıç yaptı. "Yakmak bir zevtki." Ateşin yok edebilmesinin ve cehaletin bir güç olarak kabul edildiği, kitapların yasak olduğu, evlerin yangına dayanıklı olup insanların oturup düşünebilecekleri bir bahçenin bile olmadığı, aynı zamanda yine insanların boş kalıp düşünememeleri için evlerinin her duvarının televizyonla kaplı olduğu, itfaiyecilerin artık yangın söndürmek yerine ihbar üzerine gidip kitap dolu evleri ateşe verdikleri bir dünyada Montag kafasında soru işaretleri olan bambaşka bir itfaiyecidir ve yasak olarak kabul edilen şeyi deneyimlemek isteyip fikirlerinin değişmesi ile olaylar başlar. Fahrenheit 451 bir çırpıda bitirilebilen oldukça sürükleyici bir kitap. Bahsettiğim bu dünya kafalarda soru işaretleri oluşturan ve gerçekten de gelecekte oluşabilecek nitelikte bir dünya bana kalırsa. Kaldı ki günümüzde de kitaplar neredeyse yasakmışçasına okuma karşıtı çok fazla insan var. Ve gittikçe de çoğalıyorlar. Kitaptaki dünyada bu yasak ile istenilen şey herkesin eşit düzeyde olup kitaplar gibi kafa karıştırıp aslında huzur bozan materyallerden uzaklaşarak yalnızca düşünmeden öylece insanların mutlu bir şekilde yaşayıp ölmeleri. Kısacası ciddi anlamda cahil kalan insanların daha mutlu, huzurlu olduklarını, düzene daha rahat ayak uydurabildiklerini, sorgulamadan uyum sağladıklarını düşünüyorlar. Oldukça düşündürücü ve sorgulatıcı olan bu konu bana yakın gelecekte olabilecekleri de hayal ettirebildi. Dili oldukça sade ve akıcı olmasıyla da rahatça okunabilen bir eser ayrıca. Bu arada kitapların ciddi anlamda kafa karıştırıp yer yer huzur bozduğuna ben de katılıyorum kesinlikle fakat bunun sorun olmasından ziyade zaten
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Şeytan'ı masum gösteren o kitap!
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 02:41
"İnsan suretine bürünüp yeryüzü yaşamına karışalı tam on gün oldu." Böyle bir giriş cümlesiyle başlıyor kitap ve ilk bakışta fazla ilgi çekici bulup kendimi gerçekten de olayların içine hızla itileceğimi düşünmüştüm. Andreyev ise bu ilgi çekici konuyu hiç tahmin edemeyeceğimiz şekilde ele almış. İsminden de belli olabileceği gibi günlük şeklinde yazılmış ve direkt okurla iletişim kuruyor havası vermekten de geri durmamış yazar. Bu gerçekten heyecan verici bir durum çünkü karakterimiz: Şeytan. Kitap boyunca bir Şeytan ile konuşuyoruz aslında. Göklerin hakimiyetinin elinde olduğunu düşünen Şeytan bir gün çok sıkılır ve yeryüzüne, gerçek cehenneme, inerek insanlarla oyun oynamak ister. Bu noktada kitap boyunca bizi bir sürü tuhaflıklar beklemekte. En başta Şeytan içine gireceği kişi olarak dünyayı ve tüm insanları seven, sürekli yardımlar yapan milyarder Henry Wandergood'u uygun görür. Yardımcısı da bir din adamı kılığında ikili olarak yeryüzündeki yaşamlarına başlarlar. Burada bir çok çelişki görsek de yazarın yaşamını ve görüşlerini dikkate alınca Şeytan ve yardımcısının neden bu insanları kendine beden olarak seçtiğini pek tabii anlıyoruz. Bu çok yardımsever Şeytan ve dindar yardımcısı yeryüzüne iner inmez bir kaza geçirirler ve yardımlarına, insanlardan fazlasıyla nefret eden ve tuhaflıklarla dolu Magnus adında bir adam ve kızı Maria koşar. Öncelikle uyarmam gereken nokta kitap sert eleştirilerle dolu ve sabırsız biri için kitap tam bir işkence çünkü günlük şeklinde yazıldığı için olaylar, karşılıklı konuşmalardan ziyade karakterin iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. Yine de benim için unutulmaz kitaplardan biri haline geldi Şeytan'ın Günlüğü. Ters köşelerle dolu bir kitap.. neler olacağını 'insan' olduğumuz için öngörsek de Şeytan şaşkına uğruyor. Hatta olaylar
Hayata Dair
Şeytan'ın GünlüğüLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,807 okunma