Ve kendine soruyorsun:nerede hayallerin?ve başını sallıyor, şöyle diyor;yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana diyor kendine baksana yeryüzü nasıl soğuyor. Daha yıllar geçecek ve peşinden kasvetli yalnızlık gelecek bastonlu titrek yaşlılık gelecek Peşinden de sıkıntı ve bunaltı. Fantastik dünyan ağaracak donacak hayallerin kaybolacak ve ağaçlardan sarı yapraklar gibi dökülecek..
Aslında dünyada gözümüzün önünde duranların pek azını görürüz. Dünyanın yüce yaratıcısına içtenlikle güvenmek için pek çok nedenimiz de var:asla yarattıklarını mutlak bir yoksunluğa terk etmez tersine en kötü koşullarda bile şükredecekleri bir şeyler verir bazen kurtuluşa sandığımızdan daha yakınızdır hatta yıkımımıza yol açacakmış gibi görünen araçlar kurtuluşumuzu getirir.
Nitekim zıddıyla gözümüze sokulmadan içinde bulunduğumuz gerçek durumu asla göremiyor hep fazlasını istemekten sahip olduğumuzun değerini bilmeyi beceremiyoruz.