Kübra Demir

Kübra Demir
@Sadecekupra
Bir yanım devlet devirir, bir yanım kendine yenilir.
Anadolu Üniversitesi
Eskişehir
96 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Osmanlı'nın Kuruluş Sancılarına Akıcı Bir Yolculuk:
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:15
Kosova'ya Düşen YıldırımTarih kitaplarında genellikle sadece isimler, savaşlar ve tarihler arasında kayboluruz. Ancak Nazım Yaşar bu kitabında kuru bir anlatımdan sıyrılarak bizi Sultan I. Murad (Hüdavendigar) döneminin o fırtınalı atmosferine, at sırtına ve çadır önlerine götürüyor.Kitabın arkasında çok ciddi bir saha emeği var; yazarın bizzat Balkanlar'ı ve Kosova'yı gezip o ruhu koklayarak bu satırları yazdığı her sayfada hissediliyor. "İki evlat bir devlet" mottosu, koca bir imparatorluğun büyüme sancılarını ve taht mücadelelerinin perde arkasını harika özetlemiş. Klasik tarih kitaplarının aksine kurgu ile tarihi gerçeklik çok güzel harmanlanmış, adeta bir dönem dizisi izliyormuş hissi veriyor. Özellikle Osmanlı kuruluş dönemine, Balkan fetihlerine ilgi duyan ve kalın tarih kitaplarından gözü korkan okurlar için nokta atışı bir tercih olacaktır. Kitaplığımda iyi ki yer bulmuş dediğim, akıcı ve keyifli bir popüler tarih anlatısı. Kesinlikle tavsiye ederim.
1000Kitap
Kosova'ya Düşen YıldırımNazim Yaşar · Benim Hocam Yayınları · 202524 okunma
Reklam
Tarihe ilgi duyanlar için güzel bir başlangıç noktası
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 05:14
Tarih, Hikâye, Rivayet üçgeninde okuyucuyu düşünmeye davet ediyor. Kısa sürede okunabilecek, hem genel kültürü zenginleştiren hem de Osmanlı tarihine farklı bir pencereden bakmayı sağlayan keyifli bir kitap. Tarihî kişiliklere verilen lakapların yalnızca birer etiket olmadığını; dönemin kültürünü, bakış açısını ve değer yargılarını yansıttığını etkileyici bir dille ortaya koyuyor. Ramazan YetginRamazan Yetgin
1K
NâmıdiğerRamazan Yetgin · Tarihsel Yayıncılık · 2023130 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 23:52
Yalnızca olayları aktarmakla kalmıyor işgalin yarattığı korku, öfke ve çaresizliği bireylerin yaşantıların şoku derinden hissettirdi. Dili sade ama çok sarsıldım. Gözlerim doldu, ağladım. Ramazan hoca 'ağlayacaksınız arkadaşlar' derken çok haklıymış Özellikle işgal sahneleri ve kışkırtılan kalabalıkların tasviri oldukça etkileyiciydi. Kolay kolay unutulmayacağın düşündüğüm bir kitap. Ve son olarak “Türklük, yalnızca bir kimlik değil; zor zamanda onurunu, toprağını ve hafızasını koruma iradesidir.”
1K
MahşerNazim Yaşar · Benim Hocam Yayınları · 2025279 okunma
Bazı insanlar....
3/10
·470 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 16:14
Uğultulu Tepeler’i okurken çoğu zaman huzursuz hissettim ama garip bir şekilde kitabı elimden de bırakamadım. Cathy ve Heathcliff’in hikâyesi güzel bir aşk hikâyesi değil; aksine kırık, sert ve yorucu. Ama sanırım tam da bu yüzden bu kadar gerçek. Cathy’nin Heathcliff’i sevme biçimi, birini seçmekten çok kendini inkâr edememek gibi. Onun yanında olmak doğru değil belki ama onsuz olmak da mümkün değil. Kitap bana bazen şunu düşündürdü: Bazı insanlar hayatımıza mutluluk getirmek için değil, bizi biz yapan parçaları ortaya çıkarmak için giriyor. “Onu yakışıklı olduğu için sevmiyorum, Nelly. Onu benden daha çok bana benzediği, benden de öte bir parçam olduğu için seviyorum… ama onun ve benim ruhlarım kesinlikle aynı hamurdan.” Bu satırları okurken Cathy’yi haklı bulduğumdan değil, onu anladığımı fark ettiğim için içim burkuldu.
1K
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Koridor · 201957,8bin okunma
5/10
·510 syf.··
2026 2. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 20:05
Kitabı okurken hem tarihle hem de insan psikolojisinin karanlık yönleriyle yüzleştiğimi hissettim. Yazarın tarihsel gerçekliği kurguyla harmanlaması, okurken sürekli düşünmeme neden oldu: “Gerçek sandığım şey aslında biri tarafından bana öğretilmiş olabilir mi?” Kitapta Hasan Sabbah’ın şu sözü benim için merkezdeydi: “Hiçbir şey gerçek değildir; her şey mubahtır.” Bu alıntı, inançların nasıl şekillendirildiğini ve gerçeğin nasıl yeniden üretilebileceğini çok sert bir şekilde yüzüme vurdu. Fedailere sunulan yapay cennet sahneleri, bir insanın uğruna canını verecek kadar bağlanmasının arkasında ne tür yanılsamalar olabileceğini düşündürdü. Bir diğer söz de, özgür iradenin ne kadar kırılgan olduğunu anlatıyor: “İnsanlar özgür olduklarına inanmak için bile birilerine ihtiyaç duyar.” Bu cümle, kitabın ana temalarından biri olan manipülasyon ile sadakat ilişkisini çok iyi özetliyor. Karakterlerin içsel çatışmalarını okudukça şunu fark ettim: Bazen insanlar kendi karar verdiklerini düşünerek aslında başkalarının kurduğu bir oyunun parçası oluyorlar. Sonuç olarak, Alamut benim için yalnızca tarihsel bir olayın anlatımı değil; inanç, güç, özgür irade ve otorite üzerine uzun süre akılda kalan bir sorgulama oldu.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
Reklam