Gerçek ibadetin amacı ruhsal mekanizmaları iyiye doğru değiştirmek, aşağı derecelerden ve isteklerden yukarılara çıkarmaktır. Namazın sürekliliği ve zamanı, orucun belli sürelerde yemeden içmeden sakınarak açlığa ve susuzluğa tahammül etme olduğu düşünüldüğünde; burada belli bir düzenlilik, ilahi iradeye teslim olup bir nevi ondan iyiyi ve güzeli öğrenme sözkonusudur.
Alfred Adler'e göre, hayatın meseleleri karşısında, bir insanın ruhunda meydana gelen çeşitli ifade şekillerine onun 'karakteri' diyoruz. Dolayısıyla karakter doğuştan kazanılan bir şey değildir. Sosyal niteliği olan bir kavramdır. Ancak bir insanın davranışlarına göre onun ahlaklı ve karakterli olduğuna hükmetmemiz yanlıştır. Hareketler, gerçek ruhi durumun hakiki hüviyetini göstermez. Çünkü iç ihtiyaçlardan ve temayüllerden ziyade, zorlama ile yapılan alışkanlıklar ileride hiç yapılmayabilir. İnsanın ihtiyaçlarına uyum sağlamadan teşekkül eden alışkanlıklar hiçbir zaman insanın hakiki karakterini, yani insanın davranışlarındaki asıl niyetini ortaya çıkarmaz.