Canım çok yanıyor. Bu kadar sevdiğimi, bağlandığımı bilemezdim. Özlüyorum. Deliler gibi. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Sanki tüm herkes oymuş ve bir anda yok olmuş gibiler. Unutamıyorum. Silemiyorum. Devam edemiyorum. Bütün renklerimi kaybetmiş gibiyim. Siyahlığın içinde kayboluyorum. Lütfen geçsin artık.
Sen kendine neler yaptın Esra? Nasıl bu kadar fazla canın yanıyor? Neden kendini anlatmaya çalıştın ki, neden seni tanımasına izin verdin? Bak işte seni bu kadar yakından tanıdığı için sende bu kadar çok derin yaralara sebep oldu. Kendin izin verdin ona anla artık bunu. Kendin yaptın ve çocuk gibi mızmızlanıp ağlamayı bırak. Kurtulmaya bak bu acıdan.
...Bunu anlatamam ki! Ama kesinlikle sen de bilirsin, başka herkes de bilir ki, kendinizin dışında, yine siz olan başka bir varlık vardır ya da olmalıdır. Eğer ben yalnızca bu beden içinde var olsaydım, yaratılmamda ne yarar olurdu; benim bu dünyada çektiğim bütün acılar Heathcliff'in de acıları oldu. Onların her birini daha başından beri gözledim, duydum. Benim yaşamım onda odaklaşır. Yer yüzünde her şey yok olsa da yalnız o kalsa, ben var olmakta devam ederim; başka her şey yerinde dursa da yalnız o yok olsa, evren tümüyle yabancılaşır. Ben artık bu evrenin bir parçası değilmişim gibi olur .
Catherine bir elini alnına, bir elini de göğsüne koyarak, "İşte burada! Ve burada!" diye karşılık verdi. "Ruhum her neredeyse artık! Ruhumla ve yüreğimle yanlış yaptığıma inanıyorum.