“Daha geçen gün okudum, orada görünce fark ettim Camus’nün Tanrı’ya var olmadığı için öfke duyduğunu. Sen şimdi bu cümlede oksimoron kokusu almışsındır.”
…
Oksimoron: Bir arada bulunması imkansız özellikleri ifade eden söyleyişler. Siyah ışık gibi.
“İnsanın mevcudiyeti zalimlikle mücehhezdir. Maalesef kendimizi en masum saydığımız zamanlarda bile sadece kendimizi düşünürüz; kendi zavallı arzularımızın tatminiyle alakadar oluruz.”
“… akşam yemeği için uğramış olduğum teyzemlerin balkonundan izliyorum olup bitenleri. Özel bir polis timi sokağın ucundaki apartmanın çevresini sarmış durumda. Film gibi. Kimsenin garip bulmadığı, dehşete kapılmadığı, her şeyin normal seyrinde aktığı bir zaman dilimi. Bir süre sonra boğuk silah sesleri geliyor. İki-üç el, fazla değil. Demek silah böyle patlıyormuş, diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bir süre hiçbir şey olmuyor. Ardından seri hareketlerle çıkıyorlar. Siyah büyük torbaların içinde onları taşıyorlar. Yarın haberlerde verecek, silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilenler. İtlaf edilmişler.”
…
“Anı bu kadar. Doksanlı yıllardan bir kesit. Artık böyle şeyler yaşanmıyor. Galiba. Ama bunun bir önemi yok. Böyle bir şeyin bir kez olmuş olması yeterince ürkütücü. Çünkü o mahalle yerli yerinde duruyor. Pencereden alkışlayanlar halen oradalar. Belki bu yaptıklarının korkunç bir şey olduğunu kimse onlara öğretmediği için çoktan unuttular suçlarını.”