Alışveriş merkezinde birgün kaldıktan sonra elinizde ne kalıyordu? Yorgun ayaklar, dayanılmaz borç ve satın alınmış evin mat ışığı altında sadece dolabın arkasına göndermeye uygun işe yaramaz şeyler. Bu maddi soykırım değildide neydi. Ancak bireylerin özgüvenini aşındırma etkisi gösteren bir çeşit içsel terör.
Londra'daki Karl Marx fakir ve burjuvazinin en radikal eleştirmenlerinden biri olsada, burjuvazi yaşamı için can atıyordu.British museumda yazmak ve düşünmek için uzun süreler kamusal düzenden geri çekildi, lüks varlıklı yoldaşı Friedrich Engels'in cömertliğiyle karşılaştı. Marx'ın iğrenç burjuvazisi,Jane Austen'in belli kültürel nezaketini daha merhametli sınıfı gibi-eski soylulardan günümüze orta sınıf olarak adlandırılanlardan farklı-yeni ve özgün bir sosyal sınıftı...
Yoksul dilenmek için çok yoksul, en kötü aşağılanmalara katlanan çalışan yoksul gibi,öyle ki kimin bizi? sorgusunun ortaya çıkmadığı Tek Dünya naif inancı tarafından işlenen haksızlıklardan muzdarip yoksul. Bu dünyada okuma yazmaları olmasa bile, aptal olmaktan uzak. Küreseleşmenin diğer bir yönü, dolu ve birden çok dünyanın açıkça görülebilmesidir. Kendilerini soğuğa karşı korumak için kulandıkları gazete yapraklarında, metroda yanlarından geçerken bozuk para isteklerini görmezden gelenlerin kayıtsızlığında, oldukça ciddi işler için, kim kimi biliyor, kim nereyi neyi biliyor.