Ulu Efendimiz bahşetsin bize
Her fırtına için bir gökkuşağı
Her gözyaşı için bir tebessüm
Her güçlük için bir nimet
Yalnız geçirilen her an için bir dost
Ve her dua için bir karşılık
Lewiittown'lu anne ve eşler eve gelir. Yorgunluk içinde, vicdan azabıyla, yüklerine bakarlar. Çok fazla harcamışlardır. Kendi kendine ahlaki eksiklerini düşünürler. Tek boyutlu banliyölerinde yalıtılmış haldeyken, sosyolojik olarak düşünmek için daha geniş kültürdeki sosyal meselelerin ışığı altında birey olarak ahlaki eksikliklerini incelemek için çok az kaynakları var. Akıldan değil ancak alışverişlerinin savaş sonrası yaşam yapısı tarafından kışkırtıldığını, bolluk, medya, reklam, moda diğerlerine yakınlık, alışveriş merkezlerini kendisi, üretim ve tüketim anlayışıyla ilgili ilgili elitleri belirtmeye gerek yok, düşünecek araçlardanda yoksunlar..
Alışveriş merkezinde birgün kaldıktan sonra elinizde ne kalıyordu? Yorgun ayaklar, dayanılmaz borç ve satın alınmış evin mat ışığı altında sadece dolabın arkasına göndermeye uygun işe yaramaz şeyler. Bu maddi soykırım değildide neydi. Ancak bireylerin özgüvenini aşındırma etkisi gösteren bir çeşit içsel terör.