Keyfimden sarhoştum adeta; sevincimden kurumlanıyor, yüce duygular içinde yüzüyordum. Yazdığın kâğıtları elimle tarttım, ortalama bir tahminle beş kron değer biçtim.Beş kronu fazla bulmak kimsenin aklından geçmezdi, bu yazının fiyata kelepir olduğunu itiraf etmek gerekirdi,iç değeri düşünülürse! Böyle özgün bir yazıyı bedavaya kaptırmak niyetinde değildim: Benim bildiğim, bu çeşit yazılar sokaklarda toplanmıyordu.On kronda kron da karar kıldım.
İçimde bir damar kopmuştu sanki : Sözcük sözcüğü izliyor, sözler mantıklı bir düzene giriyor, durumlar beliriyor, sahneler birikiyor, zihnimden hareketler, konuşmalar serpiliyor, gönlüm harikulâde bir huzurla sarılıyordu.Büyülenmiş gibi habire yazıyor, bir an olsun aralık vermeden sayfanın birini doldurup ötekine geçiyordum.Düşünceler öyle birdenbire geliyor, öyle gürül gürül akıyordu ki, var gücümle çalıştığım halde yeteri kadar hızlı yazamadığım için ayrıntıların çoğunu kaçırıyordum.İlhamın ardı arası kesilmiyor, konuyla dolu yazdığım her sözcük, kendiliğinden doğuyordu.
Bir kaç satırdan sonra ilham kesilmişti, aklım başka yerlerdeydi, belli bir noktaya toplayamıyordum düşüncemi.Her şey bana tesir ediyor, dikkatimi dağıtıyor, gördüğüm her şey bende yeni izlenimler yaratıyordu.