Hüseyin babasından her ne kadar bağışlanma talebinde bulunsa da cevap alamadı .Bunun üzerine;
“Ey bre Hasan Sabbah!Önce ağabeyim Muhammed’i,şimdi de beni öldürüyorsun.Sen kendini ne kadar Tanrı gibi görsen de Tanrı değilsin.Şu meydanda bekleyen fanilerden ne farkın var?Her yerde zulüme karşı durduğunu söylersin de neden zulüm yaparsın?İşte başım birazdan gövdemden ayrılacak.O zaman sen huzur bulacak mısın?”dedi.
Bu sözler üzerine Hasan oğlunun yüzüne bakmadan;
“Tanrı seni bağışlasın “dedi ve yürüdü.Bu yürüyüşün anlamı açıktı .Hasan oğlunu bağışlamamıştı.
Ölüm,onun için doğal bir olguydu. Her ölümü metanetle karşılayan bir baba, Kendi oğlunun ölümünü de Metanetle karşılayabilir miydi?
İki arada bir derede kalmıştı. Oğlunu öldürtüse kendi iç huzurunu asla bulamayacaktı. Öldürtmesi ise de halkı arasında tüm saygısını yitirecekti.