Bu somut inancı aklımın en derin köşelerinde saklıyordum, ben bir istatistik kadınıydım ve istatistikler benim tarafımdaydı. Hayatının en zor zamanlarını düşünüyordum ve üstesinden gelemeyece ğimi sandığım her şeyi, bir şekilde başarmıştım. Hayatta kalmıştım.
Şu anki durumumuz daha önce yaşadıklarım kadar kötü değildi, bu yüzden moralimi bozmadan önüme bakmaya devam edecektim. Karanlık bir mağaraya düşmemiştim, sadece bulutlu bir gökyüzüyle karşı karşıyaydım.
Bulutlar bir noktada dağılacak ve güneş yeniden parlayacaktı. İstatistikler asla yalan söylemezdi, en azından benim umudum buydu.
Ayrıca güneşin hiçbir zaman kaybolmadığını, bazı günler bulutların arkasına saklandığını bilmek beni bir nebze olsun avutuyordu. Bulutlar dağılana kadar kendimi müziğe verecektim. Bazı insanlar zihinlerini rahatlatmak için yogaya ya da spora yönelirdi. Kimileri yürüyüşe çıkar veya günlük tutardı. Peki ya ben? Benim rahatlama yöntemim müzik ve şarkı sözleriydi. Müzik benimle daima başka hiçbir şeyin yapamayacağı yollarla konuşurdu. Şarkı sözleri bana her zaman hislerimin yaşanmaya değer olduğunu, korkularımda yalnız olmadığımı hatırlatırdı. Bir yerlerde bir başkası da aynı acıları yaşıyordu.
Hüzünlü hisseden tek kişi olmadığımı bilmek bile beni anlatamayacağım kadar çok açıdan rahatlatıyordu. Aynı şekilde mutluluk duygusu da sadece bana ait değildi. Dünyanın herhangi bir yerinde benimle aynı şarkıyı dinleyen, kendini mutlu ya da üzgün hisseden güzel bir yabancı vardı.