Kudüs'e "Kabirler tapu senedidir" hakikati ışığında bakınca, insanın karşısına büyük bir mücadelenin ışıltılarla dolu durakları çıkıyor. Nöbet tütan kabirlerin varlığı, işgalin günün birinde mutlaka biteceğini hatırlatan somut işaretlere dönüşüyor.
Selahaddin Eyyubi'nin geçirdiği hastalıklara ve vefatına dair detayları, 2018'de ABD'deki Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde düzenlenen ve "Selahaddin tam olarak neden öldü?" Sorusuna odaklanan ilmi bir konferansın sonuç bildirgesinden alıntıladım. Biz kendisini belki çok yakından tanımıyoruz, ancak Batılıların zihin dünyasında Selahaddin hala güncelliğini korumaya devam ediyor.
Modern Türkiye'nin seküler elitlerinin İslâm dünyasına dait algılarını şekillendiren temel metinlerden biri olan bu "kült" kitabın içindeki galiz ifadeler, Araplara dair kaba ve düşmanca tasvirler ve Osmanlı İmparatorluğu Ortadoğu'suyla ilgili küçümseyici yorumlar, kaç nesli müslüman dünyadan uzaklaştırmıştı, kim bilir. "Ümmet" mefhumuyla "millet"i kafa kafaya tokuşturan ve reyini ikinciden yana kullanan, "kulluk"tan çıkıp artık "vatandaş" olduğunu savunan kim bilir kaç nesil, Zeytindağı'nı başucu kitabı yaptı...
Aksa imamlarının cehri kılınan namazlarda Kudüs'le, Hz. Davud ve Hz Süleyman'la, İsrailoğullarının başından geçenlerle, peygamberlerin azgın kavimlere karşı verdikleri mücadelelerle, sabır ve direnişle ilgili ayetleri özellikle tercih etmesi çok anlamlı.