Birkaç yıl önce, Hamas'ın o dönemki lideri Halid Meşal'le İstanbul'da sohbet etme imkanı bulmuştum. Bayrampaşa'da bir restoranda, dar katılımlı, samimi bir sohbet ortamıydı. Masadakilerden biri, yemek sırasında cep telefonunu açarak bir fotoğraf gösterdi: "Bakın, Gazzeli çocuklar..." Karede bir duvara yaslanmış dört tane çocuk görülüyordu. Fotoğraf yakın plandan çekildiği için, duvarın taşlarının sadece bir kısmı kareye girebilmişti. Fotoğrafta başka herhangi bir şey yoktu. Halid Meşal fotoğrafa birkaç saniye baktıktan sonra gülümsedi ve şöyle dedi: "Gazze değil burası. Bu taşlar Gazze'de olmaz."
Hayatımın en çarpıcı hatıralarındandır bu. Bir şehri taşlarına kadar tanımak, görür görmez neyin ne olduğunu anlamak... Halid Meşal'in, hem de uzun süredir hiç gitmediği, Gazze için ulaştığı bu aşinalık seviyesi, bütün bir İslam coğrafyası için ulaşmamız gereken bir hedefti artık benim için.
Bir iddiaya söyleyen kişi üzerinden karşı çıkmak, adam karalama (ad hominem) safsatasıdır. Bir iddiaya değil iddianın sahibine saldırıldığında bu safsatayı yapmış olursunuz.
Türk dünyasında devletin millete, milletin devlete husumet duyduğu tamamen uydurmadır. Önce devletin Türk devleti, milletin Türk milleti olup olmadığına bakalım.