Muhammed Ali ŞAHİN

Puan vermedi·
Alatlı, Günay Rodoplu üzerinden bazı konuların üzerinde hususen durmaktadır. Rodoplu, müslümanlığın sınıfsal bir niteliğe büründüğünü düşünmektedir. Ayrıca Rodoplu, taciz meselesine “Dikkat edersen, kadınlar bakılmayı değil, ‘o’ erkeklerin bakmasını istemezler. Oysa, aynı kadını kendisine layık gördüğü adamların arasına koy, bayılır. Çimdiği bile iltifat sayar! Öyle değil mi?” sözleriyle farklı bir bakış açısı sunarak eleştiri getirmektedir. Rodoplu, Aleviliğe övgüler yağdırılmasının ve güzelliklerinin insanların gözüne sokmakla yapılmak istenenin bir nevi alevi güzellemesi olduğu ve İslam karşısında alternatif olarak yeni ve ılımlı bir din olarak gösterilmek istendiğinin de izlenimini vermektedir. Karakter, mezar başında dua okuyan hocaları televizyon sunucularına benzeterek İslam adetlerinin basitleştirilip yapılırken neden yapıldığına dair bir fikir olmaksızın yapılmasını ve olağan ritüeller haline gelmesine de eleştiri getirmektedir. Edebiyat camiasını da süzen Rodoplu, profesörün önünde kitap imzalatmak için dizilen okurların imzalattıkları kitapları okumayacaklarını belirterek aslında bu tür işlerin reklama dönüşmesi ve kaliteli okurluğun da zayıfladığına işaret etmektedir. Erkek-kadın ilişkilerinde “Canın bildiğinin kaderini paylaşamamak nasıl bir şey, düşün bir! Erkeğinin korktuğunu bilmek ve yanında olamamak… ölümden değil, bağırsaklarının boşalmasından, dilinin dışarıda kalmasından, aşağılanmaktan korktuğunu bilmek ve yanında olamamak! Çok soylu hanımlarmış devrimciler. Romanoff’a iyi davranmışlar” sözleriyle de aslında erkek ve kadına biçilen rollerin ve duygusal farklılıkların farklı bir bakış açısını sunmaktadır. Metinden anlaşıldığı kadarıyla sanatın toplum için olduğu ve bu şekilde yapılması gerektiğini düşünen Rodoplu, sanatın ibadet
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024410 okunma
Reklam
Puan vermedi·198 syf.··
2026 1. kitabı
Kalın, burada öncelikle batı ve İslam kelimelerinin kökenlerine iniyor. İslam kelimesinin hem bir dîni hem de bir medeniyeti ifade ettiğini söylüyor. Batının ise ağırlıklı olarak bir medeniyet ve coğrafyayı dile getirmesinden bahsediyor. Batı medeniyetini anlamak için onu en önemli kılan şeyleri incelemek gerekir. Bunlardan birincisi Yunan'dır. Yunan, Batı'nın felsefî ve bilimsel yönünü temsil eder. Burada Yunan mucizesi önemlidir. Onların da felsefeyi Mısır'dan öğrenmesi göz önünde tutulması gereken bir durumdur. İkinci en önemli faktör ise Hristiyanlıktır. Hz. İsa ve ilk üç asır, Hristiyanlar için ağır ve zulüm olsa da özellikle Roma döneminde ilk üç asırdan sonra Konstantin'in, Hristiyanlığı resmen tanımasıyla Hristiyanlık, kralları bile yöneten bir din haline gelir Batı için. İslam medeniyetini oluşturan kökenlerden bahseder Kalın. Aslında çıktığı yerin kültürden uzak olması ile beraber Pers ve Roma medeniyetinin arasında kalmasıyla İslam medeniyetinin tarihi gelişimi açısından büyük bir avantaj sağladığını anlatır. Nitekim İslam medeniyetini oluşturan en büyük iki temel öge Kur'an ve sünnettir. Bununla beraber İslam medeniyeti kendi hukuk geleneğini ortaya çıkarmıştır ve bunun adına şeriat demiştir. Ne kadar Yahudi ve Hristiyanlıktan bazı öğeleri taşıyıp kurallarının arasına koysa da bu yeni İslam medeniyeti bir pagan inancı veya çok tanrılı bir inanç olmayıp Müslüman bir nitelik taşımaktadır. Bununla beraber İslam medeniyeti kültür ve adetlere kendi çerçevesinde ters olmadığı sürece mübah gözüyle bakmaktadır. Bu bize İslam medeniyetinin ve kültürünün esnek ve dinamik olduğunu gösterir. İslam medeniyeti gelişirken İslam alimleri inançlarına bakmaksızın yani Antik Yunan ve Helenizm düşüncesine bakmaksızın Yunan'dan felsefe geleneğini, Hint ve Çin'den de
İslam ve Batıİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20241,883 okunma