Ahçik güzeller güzeli bir Ermeni kızı. Mustafa ise yiğit bir Türk genci…İki genç aynı kentte yani Harputta aynı havayı soluyarak büyüyor, aynı pınardan su içiyor ve oyun oynarken acıktıklarında aynı ekmeği bölerek doyuruyorlar karınlarını…
Ve birbirlerine vuruluyorlar….Ama biri Ermeni Bir Türk'tür.
Biri Hristiyan diğeri Müslümandır. Türk ve Ermeni ailelerini baskı altına alan cemaatler birleşmeye mâni oluyor. Mustafa ile Ahçik kavuşamaz, birbirlerini çok sevmelerine rağmen.
Bu aşk öyle bir zamana denk gelmiştir ki… Yıl 1915'tir. 24 Nisan'da meşhur tehcir kararı alınmıştır. 16 ila 55 yaş arası bütün Ermeniler Bağdat demiryolu hattından, en az 25 kilometre uzağa, şimdiki Suriye topraklarına göç ettirilecektir.
Zorunlu göç mayısın sonunda İçişleri Bakanlığı'na bağlı jandarma ve mülki amirlerin kontrolünde başlatılır. Yayınlanan resmi emirler Ermenilerin canına ve malına zarar gelmemesi için alınacak önlem ve uyarılarla doludur. Ama yüzbinlerce insan uzun göç sırasında başlarına birşey gelmemesine rağmen büyük ölçüde hastalık ve açlıktan kırılacaklardır.
İşte bizim Mustafa ile Ahçik'in türkülerle ölümsüzleşen aşk destanı da tam o günlerde yazılır. Bu türkü hala Elazığ'daki Türk, Ermeni, Kürt ve Zazalar için efsane niteliğindedir.
Türkünün sözleri Mustafa'nın Ahçiğe sevdasını şöyle anlatır:
Ahçiği yolladım urum eline
Eser bad-ı saba zülfün teline
Gel seni götürem İslam eline
Serimi sevdaya salan o Ahçik
Aman O ahçik, Civan O Ahçik
Vardım kiliseye baktım haçına
Gönlümü bağladım sırma saçına
Gel seni götürem İslam içine
Serimi sevdaya salan o Ahçik
Aman O ahçik, Civan O Ahçik
Vardım kiliseye haç suda döner
Ahçiği kaybettim yüreğim yanar
Ben dinen dönersem el beni kınar
Serimi sevdaya salan o Ahçik