Şahin Çobanoğlu

Şahin Çobanoğlu
@Sahincobanoglu
Kadın neden erkeğin omzuna elini atar ve erkek neden kadının belini eliyle tutar bilir misin? Omuzlar geçmişi ifade eder, insanın beli ise geleceği yani yükleneceği yükleri ifade eder. Geçmişi temiz olmayan bir erkeğin omzu, geleceği temiz olacak bir kadının beline ağır gelir. Geçmişi temiz olan bir erkeğin omzu, geleceği kötü olan bir kadının eline ağır gelir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şu; "çok derine girmee, saparsın" safsatasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer gerçekten yaşadığım çağ dibine kadar sapkınlığa batmışsa, kırılmaya, ölüme ve vahşetin karanlığına bulanmışsa muhakkak ki en derinini araştırmalıyım içinde bulunduğum değerlerin. Sırf çağa benzememek için. Bu böyledir; hayatta sığ düşünürsen, derine düşersin. Derin düşünürsen serinliğe geçersin.
Bir Hayat Dersi
Bana göre başına gelen her olumsuzluğa, herkese sabır gösterip, erdemli davranması ve yaşadıklarından bir ders çıkartması kanaatindeyim. Konu üzerinden yola çıkarak eski bir kıssadan kendimize azda olsa hisse çıkarabileceğimiz bir hikayeyi dile getirmek istiyorum; "Eskiden yani eksilmeden önce" ustaların çıraklarına sadece edindikleri mesleği, zanaatı değil hayatı da öğrettikleri, en geniş ve gerçek anlamıyla öğretmen oldukları dönemde Hintli bir ahşap ustası yaşıyordu. Bu ustanın çırağı mesleğini Ustasından öğrenirken büyüdü, ahşap işlemeyi ve hayatı öğrendi, kendi işini kurup başına geçti. Artık oda bir Ustaydı. Bir süre sonra dostlarından biri oğlunu getirerek, ustadan onu yanına çırak almasını istedi. Fakat bu çırak sürekli yakınıp duran, her şeye bozulan bir çocuk çıktı. Tahta getirmeye gidiyor, döndüğünde ellerine kıymık battığından uzun uzun yakınıyordu. Bir iş teslim etmeye gidiyor, döndüğünde yoldan, sıcaktan, müşterinin tavrından yakınıyordu. Usta çocuğa bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama sözlerinin hiçbir etkisi olmuyordu. Bir gün usta çırağını köye tuz almaya gönderdi. Çırak ustasının söylediği gibi, tuzu alıp döndü, usta bir bardak su getirmesini söyledi, çırak bir bardak suyuda getirdi, ustası çırağına şimdi o tuzu suyun için at dedi. Çırak ustasının söylediğini yaptı, sonra usta şimdi o suyu iç dedi. Çırak suyu içti ve içer içmez tükürdü öfkeyle ustasına bakarken usta; "Nasıldı tadı" diye sordu, çırak nefretle; "Çok acı" dedi, Usta çocuğa; "tuzu yanına al gel, gidiyoruz" dedi, çırak ustasının peşine takıldı. Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler. Usta çırağa "Bütün tuzu göle dök" dedi. Çırak söyleneni yapıp tuzu suya döküverdi. Usta; "şimdi gölün suyundan bir yudum iç" dedi ve çırak bir yudum su içti. Suyun tadı nasıldı? diye sordu usta
Hayat Dersi
Bir kelimeye denk geldim Bir anda seyrim değişti. Eftar: baş ile şehâdet parmaklarının araları anlamına geliyor. Şahadet ile baş parmağının arasına baktığınızta iki parmağın arasının hilal şeklini aldığını görebilirsiniz. İş bu; kelimenin "iftar" kelimesiyle benzerliği ise manidar.. İftar ise oruç açılan zamanı kapsar. Oruç açtığımızda ay/hilal görünmeye başlar... #şahinçobanoğlu
Düşünce
Tolstoy - İtiraflarım'a yanıt olarak
Puan vermedi
𝑻𝒐𝒍𝒔𝒕𝒐𝒚'𝒖𝒏 𝑮𝒊𝒛𝒍𝒆𝒏𝒆𝒏 𝑲𝒊𝒕𝒂𝒃𝒊 𝑯𝒛. 𝑴𝒖𝒉𝒂𝒎𝒎𝒆𝒅, tarih 15 Mart 1909'u gösterdiğinde, Azerbaycan kökenli General İbrahim Ağa ile evli olan Rus asıllı Bayan 𝘠𝘦𝘭𝘦𝘯𝘢 𝘝𝘦𝘬𝘪𝘭𝘰𝘷𝘢'ya yazmış olduğu, karşılıklı mektuplaşmalar halinde gün yüzüne çıkmış, ancak Rus aydınları tarafından Tolstoy'un ilahi bir kuvvete sahip olması ile, Tolstoy'un İslâmiyete ve onun peygamberi olan Hz. Muhammed'e duyduğu muhabbet ve dile getirdiği "Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Hristiyan ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah'ı ve O'nun Peygamberini kabul ederdi." ifadelerinde, Rus halkına tesir etmesi ile Rus halkının İslâmiyet'e karşı uyanacağından tedirginlik duydukları merak ve ilginin, Rus toplumu içinde İslâm'a güçlü bir akım başlatabileceği düşüncesi ile, Tolstoy'un Çarlık döneminde derlemiş olduğu 'Hz. Muhammed'in Hadisleri' adlı risalesi, KGB gibi Rus istihbarat birimlerinin gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasına engel oldukları kitapçık, diğer kitaplarıyla birlikte 1909'da yayımlanır ve böylelikle Tolstoy, Rus halkını Hz. Muhammed'in hadisleri ile tanıştırmış olur. Hadislerden seçmiş olduğu 'fakirlik' ve 'eşitlik' gibi temaların Rus halkına ve onları aldatanlara bir ders niteliğinde olmasına özen gösterir. Ancak S.S.C.B (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) döneminde Tolstoy'un eserleri tekrar tekrar basılır iken, 'Hz. Muhammed'in Hadisleri' derlemesi katiyen yayınlanmamış, sansür yemiştir. Bu sansürcü yaklaşıma bir örnek gösterecek olursak; 1978 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti'nin en büyük dergisinde Tolstoy'un derlemiş olduğu bu risalenin giriş bölümüne ek olarak Türk asıllı bir Generalin eşi olan 𝘠𝘦𝘭𝘦𝘯𝘢 𝘝𝘦𝘬𝘪𝘭𝘰𝘷𝘢'nın Tolstoy'a yazdığı mektubu, Azerbaycan Türkçesi'ne çevrilerek yayınlatılmak istenir, ancak Bakû sansür kurulu
Düşünce
Hz. MuhammedLev Tolstoy · Karakutu Yayınları · 20105,6bin okunma