Arkadaş! Her bir mevcudun üstünde, Sâni'-i Ehad ve Samed'in bir sikkesi, bir hâtemi olup, o mevcudun Sâni'-i Ehad ve Samed'in mülkü ve eser-i san'atı olduğuna şehadet ediyorlar. Evet gayr-ı mütenahî ehadiyet sikkelerinden ve Samedâniyet hâtemlerinden, yalnız bahar mevsiminde sahife-i arza darbedilen sikkeye bak ki; şu zikredilecek müteselsil fıkralar, cümleler o sikkeyi güneş gibi gösteriyorlar ve izhar ediyorlar. Evet sahife-i arzda pek garib, hakîmane bir icad görünüyor.
Mesnevi-i Nuriye - 35
Evet münezzehtir, her şeyin vücudu emrine bağlı olan Allah münezzehtir. Her şeyin içyüzü elinde bulunan Sâni' münezzehtir. Bütün mahlukata merci' olan Sâni' münezzehtir.
Mesnevi-i Nuriye - 34
Bak, ey gözden mahrum kâfir! Şecere-i hilkatin semeresi ve kuvvet ve ihtiyarca esbabtan üstün olan insan, terziliğin bütün kabiliyetlerini, bilgilerini cem'edip dikenli bir şecerenin a'zâlarına uygun bir gömleği dikemez. Halbuki, Sâni'-i Hakîm her şeyin neması zamanında pek muntazam, cedid ve taze taze gömlekleri ve yeşil yeşil hulleleri kemal-i sür'at ve suhuletle yapar, giydirir. Fesübhanallah!..
Mesnevi-i Nuriye - 34
Binaenaleyh her şeyin suret-i maddiyesinde kudret-i Rabbanî ustadır, kader mühendistir. Suret-i maneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülatın çizgilerini çizer, kudret masdardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülat, kudretten sudûr eder.
Mesnevi-i Nuriye - 34
Arkadaş! Tabiat ve esbab, bazı insanlara şükür kapısını kapatıp şirk ve küfür kapısını açmıştır. Halbuki, şirkin temeli sayısız muhalattan kurulmuş olduğundan haberleri yok.
Mesnevi-i Nuriye - 33