Muhammed Ali Ulupınar

Biz hakikatin tellâlıyız. O hakikatin muhtevası, ehl-i sünnet müslümanlığıdır.
Reklam
Şair Nefî
Tâhir efendi bana kelb demiş İltifatı bu sözde zâhirdir Mâlikî mezhebim zirâ İtikadımca kelb tâhirdir
Öyleyse, aziz okuyucular!.. Nevmid olmayınız! GELECEK İSLÂM'A GEBEDİR!.. İSLÂM'A VEYA ONUN YENİDEN DİRİLİŞİNE! Bu bahsi bir âyet-i kerime ile bitirelim: يُرِيدُونَ أَنْ يُطْفِؤُا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُ "İstiyorlar ki Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürsünler. Allah da râzı olmuyor; ancak nurunu itmâm eylemek (tamamlamak) diliyor, kâfirler isterlerse hoşlanmasınlar"
Ancak şunu söyleyebiliriz ki; 1950'den bu yana yaşanan bütün askerî müdâheleler târihin İslâm'ın lehine olan seyrini değiştirmek maksadına mâtuf mânevî mevsim icâbına dolayısıyla murâd-ı ilâhiyeye ters düştüğü için başarılı olamamış yâni temâdî edememiştir. Tıpkı Sultan Abdülaziz ve Sultan II.Abdülhamid gibi Cemal Gürsel ve Kenan Evren de mânevî mevsimin icabına ters düşmek yüzünden geçici bir "saman alevi" parlaklığından başka bir şey elde edememişlerdir.
Emile Dermenghem: "Müslümanlar, gerçekten büyük bir başarı elde ettiler. Çünkü bu başarıya layıktılar. İslam, dünya tarihinde büyük bir zafer oldu. Çünkü dünyanın muhtaç olduğu bir din getirilmişti. "
Reklam