"Görünmek istemek kadar marazlı çok az şey vardır sosyal medyada. Görünebilirsin, ama amacın görünmek olursa saçmalarsın.
Saçmalamak dikkat çeker. Küfür dikkat çeker. Sataşma dikkat çeker.
Değer üretemiyorsan saçmalamak zorunda kalırsın. Bir noktadan sonra saçmalaman insanlara normal ve sıkıcı gelir. Daha fazla saçmalamak zorunda kalırsın. Kısır bir döngü oluşur.
Geçenlerde efendimizin eşlerine küfür eden çocuk, eskiden anormal bir tip değildi. Sadece saçmalaması normalleşmişti. Hep daha fazla saçmalamak zorunda kaldı. Bunun misli kaç örnek gördüm. Kaç kişiyi buna karşı uyardım. Allah bilir.
Bir insanın görünmek istediğini anladığınızda onunla görünmemeye çalışın. Muhakkak sizi mahcup edecek işler yapacaktır.
Dünya kadın gibidir. Peşinden koştukça küçülürsün. İstigna edersen peşinden koşar. Tabi ki meziyetin olması ya da meziyete dayanan bir iş yapman kaydıyla. Peşinden koşup dünyayı elde edemeyen sonra burada zahidlik satan nice çapsız vardır.
Kardeşler unutmayın ; Size mesafe atlatan şeyler kafanızda planladığınız dünyaya dair hayaller olmayacak. O işler hasbi hislerle istemeden dalmak zorunda kaldığınız şeyler olacak.
Allah ciğerden gelmeyen hiçbir işe bereket vermeyecek.."
Yemekten sonra bermutat biraz da bahçeye çıkarak kudret-i fatıranın bürhan-ı münir-i azameti olan ecram-ı ulviyeyi temaşayla tenvir-i vicdan eylediler.
Ablamın komşusu bi Alevi teyze vardı, geçen sene vefat etmişti O'nun içün yarın akşama Yasini Şerif okumaya davet ettiler. Şimdi ben oraya gidince "Siz de benim dedemin arkasından saz çalın sonra gelin canlar bir olalım" diye soğuk bi lâtife yapsam acaba ümmetin vahdetine vesile olabilir miyim diye şimdiden düşünmeye başladım. Bu işi yapsam yapsam ben yaparım ama bu lâtifeden sonra dövmesinler beni? Cağnım ümmetin birliğine feda olsun bea, mal kaybı oldu deriz; gaye ümmet kurtulsun.
Çünkü surelerin enteresan bir iniş keyfiyeti vardır. Mesela tamamlanmakta olan birden fazla sure var. Peygamber'e (sav) bir âyet indiğinde, Efendimiz vahiy katiplerini çağırıyor, diyor ki: "Bu ayeti falan sureye ama falan ayetin öncesine, falan ayetin sonrasına yazın." Yani her yeni vahiy geldiğinde, Kur'an'ın kompozisyonu yeniden değişiyor ve Peygamberimiz (sav) okuma yazma bilmeyen ümmî bir Peygamber olarak, yazılı bir metinden ezberini tazelemek suretiyle destek almadan, her yeni vahiy indiğinde bu kompozisyonu son haliyle rahat bir şekilde okuyor. Bu muhteşem bir şey, bu Kur'an'ın mucizevi boyutlarından birisidir.