"Olgun yaş" önemliydi Roma için. Hakikatı ancak onlar bilebilirdi! Hatta Çiçero, "İhtiyarlık" için övgü düzmüştür. Öyleyse, bu kendine güven heykeli haline gelmiş benliği kırmak için, O, çocukken, "konuşacaktı". "Çocuk" söyleyecekti gerçeği. Hem de "baba"sız gelen “çocuk".
Zekeriya ortasından biçilmiş, Yahya Peygamber'in kafası kesilmişti. Ne çıkar! Ayaklar, yere sağlam basıyordu. Ve yürüyüş sürüyordu. Yere damlayan kanlardan bin gövde, bin baş dirilerek.
Ve bir İsa dirilerek.
Hayat, soyun, ismin, ünün abartıldığı noktadan itibaren ölüyordu. Çünkü: isimce önemsiz, ünce hiç olanlar, eziliyordu öbürlerinin karşısında. Öyleyse, gelen peygamber, ilkin babasız gelerek, daha doğumuyla, bu isim ve ün tapıcılığına karşı olacaktı.