Evet! O Zât (A.S.M.) vazifesi itibariyle, hakkın bürhanı, hakikatın ziyası, hidayetin güneşi, saadetin vesilesidir. Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet-i Rahmaniyenin misali, rahmet-i Rabbaniyenin timsali, hakikat-i insaniyenin şerefi, şecere-i hilkatin en kıymetdar ve kıymetli bahadar bir semeresidir. Tebliğ ettiği dini de hârika bir sür'atle şark ve garbı ihata etmiş, nev'-i beşerin beşte biri kabul etmiştir. Acaba böyle bir zâtın davalarında, nefis ve şeytanın münakaşa ve itirazlarına bir imkân var mıdır?
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 24
Devlet yeniden kurulurken, dış çizgiler ön planda tutulmuş, iç ruhu ihmal edilmiştir. "Var olmak" asıl mesele olmuştur, "nasıl varolmak değil". Halbuki: gerçek varoluş, nasıl varolunmasını bilmekle mümkündür.