Peygamber Efendimiz (sas), Taif'te yaşadığı zorlu günlerde, çaresizlik ve üzüntü içindeydi. Mekke'nin sokakları ona dar gelmiş, Taif'in taşlı yolları ise kanatmıştı mübarek ayaklarını. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez bir halde, yüreği sıkıntıyla doluydu. İşte tam da bu anda, Rabbimiz ona merhametinin en güzel örneğini gösterdi. Sevgili Peygamberimizi (sas), bir gece Mescid-i Haram'dan alıp Mescid-i Aksa'ya götürdü. Sonra da onu, sınırsız kudretinin ve aşkınlığının sembolü olan Mirac'a yükseltti.
Göklerin kapıları ardına kadar açıldı, melekler ona selam durdu. Sidretü'l-Münteha'ya vardı, Rabbinin sonsuzluğuna şahit oldu. Cennetin güzellikleriyle mest oldu, cehennemin dehşetinden titredi. Beş vakit namaz, bu kutlu yolculuğun en değerli hediyesi olarak ona ve ümmetine armağan edildi.
Mirac, sadece bir yolculuk değildi. Aynı zamanda, Allah'ın sevgili kuluna verdiği bir teselli, bir destek, bir güvenceydi. "Ben senin yanındayım, seni asla yalnız bırakmam" diyordu Rabbimiz. Ve O'nun bu sözü, Peygamberimizin (sas) yüreğine su serpti, ona güç ve umut verdi.
Mirac, zorluklar karşısında asla yılmamanın, her zaman Allah'a güvenmenin ve O'na sığınmanın en güzel örneğidir. Unutmayalım ki, bizler de hayatımızın her anında Mirac'ın ruhunu yaşayabilir, zorluklar karşısında dimdik durabilir ve Rabbimizin yardımına nail olabiliriz.
(Hz. Peygamber’in 63’ü, Halil İbrahim Uçar, s.28)