Bu, biten bir sonbaharın hüznüydü.
Biraz utanarak, çekinerek çevresine bakıyordu.
Bütün bunlar ne kadar uzaktı.
Odada ne gündüz, ne gece, ne mevsim, ne de hüzün vardı.
Çok eski sonbaharları, çocukluğunun sonbaharlarını şöyle bir anımsadı, sonra birdenbire kendini topladı; anılardan korkmuştu.
Tatlı güzel gözlerini düşündüm.
Bana baktığı zaman ondan bana bir şeyler geçerdi.
Bunun bittiğini düşündüm.
Şu anda bana baksaydı bakışı gözlerinde kalır,bana kadar ulaşmazdı.Yalnızdım.
Lambanın tavana vuran yuvarlak ışığına şöyle bir süre baktım.Büyülenmiştim.
Sonra birden kendime geldim,ışığın yuvarlağı silindi,koskoca bir yük altında ezildiğimi hissettim.
Bu ne ölüm düşüncesiydi,ne de korku; bu adsız bir şeydi.